Nüfus rakamlarımız üzerine
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) şubat ayının başında Türkiye’nin nüfusunun 2025 yılında bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişi olduğunu açıkladı. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi olurken, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi oldu. Başka bir deyişle toplam nüfusun yüzde 50,02'sini erkekler, yüzde 49,98'ini ise kadınlar oluşturmakta. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus ise bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 kişi oldu. Açıklanan rakamlar içerisinde ülkemizdeki yabancı nüfusun hangi ülkelere mensup olduğunu gösteren tabloyu incelediğimizde ise son derece ilginç sonuçlara ulaşıyoruz. Türkmenistan’dan gelenlerin 170 bin 411 kişi ile birinci sırada olduğu buna karşın Orta Afrika Cumhuriyetinden gelenlerin 112 kişi ile yüz kırk ikinci sırada yer aldığı görülmektedir. Son üç sırada ise 1569 kişi ile Diğer Ülkeler, 464 kişi ile Vatansızlar ve 195 kişi ile Bilinmeyenler yer almaktadır. Excel tablosunun altında şu açıklama ise var olan rakamların niçin tartışmaya açık olduğunu ortaya koymaktadır; Yabancı uyruklu nüfus kapsamında; referans tarihinde geçerli ikamet veya çalışma iznine sahip kişiler, uluslararası koruma kimlik belgesi gibi ikamet izni yerine geçen kimlik belgesi olan ve referans tarihinde geçerli adres beyanı olan kişiler ve izinle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkmış referans tarihinde geçerli adres beyanı olan mavi kart hamili kişiler değerlendirilmiştir. Kurs, turizm, bilimsel araştırma vb. nedenlerle 90 günden kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ile geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dâhil değildir. Bir başka ifadeyle bize açıklanan rakamlar noktasında ülkemizde ikamet etmekte olan nüfusun bir kısmına yer verilmemektedir.
Yıllık nüfus artış hızı 2024 yılında binde 3,4 iken, 2025 yılında binde 5 olarak tespit edilmiştir. Türkiye’de 2024 yılında yüzde 93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2025 yılında yüzde 93,6 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,6'dan yüzde 6,4'e düştü. Bu yıl açıklanan rakamlar içerisinde bir diğer önemli husus Mekânsal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanması ile fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan, "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır" ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflamanın gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bu sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun yüzde 67,5'inin yoğun kent, yüzde 15,8'inin orta yoğun kent ve yüzde 16,8'inin ise kır olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde yaşamaktadır. Bu rakamlar kent sosyolojisi açısından olduğu kadar siyaset sosyolojisi ve ekonomik göstergeler açısından da üzerinde durulmaya muhtaç sonuçları bünyesinde barındırmaktadır. 2024 raporunda bir önceki yıla göre 40 ilin nüfusunda azalma tespit edilirken bu rakam 2025 yılında 33 ilin nüfusu şeklinde gerçekleşmiştir. Asıl ilgi çekici olan kısma geldiğimiz nokta ise Türkiye’nin beş büyük kentinin toplam........
