menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasi düşüncelerinize seslenmiyorum...

13 0
30.01.2026

Sadece bizde değil,

Hemen hemen dünyanın her yerinde mülteciler ya da ötekiler olarak adlandırılan milyonlarca insanın karşılaştığı bir sorundur:

Kin, öfke, kabullenememe ve ırkçılık.

Özelikle de Arap Baharı denilen Müslüman coğrafyasındaki ayaklanmalarla başlayan ve büyük yıkımlara dönüşen trajediden sonra canlarını kurtarmak adına dünyanın her yerine dağılmak zorunda kalan mülteci akınları bu duyguyu daha da depreştirdi.

Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere,

Mültecilere yönelik öfke daha da büyüdü.

Bunun birçok nedeni var.

Ama en önemlisi 2000 yılların başından beri devam eden ekonomik krizler,

Batı toplumunda yaşayan insanların ekonomiden almış oldukları payı azalttı.

Bu azalmanın yaratmış olduğu kaygı, endişe ve korku,

Mültecilerin varlığına yönelik bir tavra dönüştü.

Ve ekonomik kaygı artıkça.

Mültecilere yönelik öfkede aynı şekilde artmaya başladı.

Bunu engellemenin yolu olarak mültecilerin Türkiye’de kalması adına yeni bir siyaset geliştirdiler.

AB’ye üyelik görüşmeleri ve vize serbestiyeti ile birlikte milyarlık yardım teklifleri sunarak…

Mültecilerin Türkiye dışında Avrupa’ya gitmemeleri sağlandı.

Bu durum Türkiye’de 4 milyona yakın mültecinin şimdilik kalma gerekçesi oldu.

Bu işin politik yönü.

Bir de insani yönü var ki…

Eğer hakikaten Suriye’de neler yaşandı konusunu içselleştirirseniz mültecilere yönelik öfke ve düşmanlığın büyük bir günah olduğunu görürsünüz.

Bir ülke düşünün,

Adı Suriye…

Babadan oğula geçen bir sistemle yönetiliyor.

Ve dünyadaki bütün örgütlere yer açıyor, 2 şartla:

1) Suriye'de hiç eylem yapmamaları koşulu

2) Kendi ülkelerinde........

© SuperHaber