menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’de Trump Yönetimi-Papalık Çekişmesinin Arka Planı

46 0
25.04.2026

ABD Başkanı Donald Trump ile Papa Leo XIV arasındaki tırmanan çatışma ve Trump’ın Papa’ya yönelttiği hakaretler kimileri tarafından başkanın narsist kişiliği yada patavatsızlığı ile açıklanmakta, kimileri de çatışmanın Papalık (özellikle Papa Francesco ve halefi Papa Leo) ile Donald Trump dönemi ABD yönetimi ve ona destek veren muhafazakar/Evanjelik Hristiyan kanat arasındaki derin teolojik ve siyasi farklıktan kaynaklandığını söylemektedir. Tartışma görünen yüzüyle, göç politikaları, kapitalizm eleştirisi, kürtaj yasağı, savaşın dini gerekçelerle meşrulaştırılması konularında dünya Katoliklerinin merkezi Vatikan ile Trump'ın Amerikan merkezli "Beyaz Saray Hristiyanlığı" arasında cereyan etmektedir.

Ancak bu çatışmanın muhtemelen gerçek sebebi, Amerikan nüfusunun yüzde 12’sini teşkil eden Amerikalı beyaz Katolikleri hiyerarşik Vatikan bağlılığından koparıp  “Hristiyan Milliyetçisi” tabana dahil ederek bu tabanı genişletmeye yönelik MAGA stratejisinin uygulanmasıdır. MAGA hareketi “First America” sloganıyla Amerikan vatandaşlarının ilk aidiyetinin -Vatikan dahil- başka devletler ya da otoriterler değil ABD olması gerektiğini savunmaktadır. Kendilerini ülkenin gerçek sahibi gören beyaz Protestanlar öteden beri Vatikan’a hep şüpheyle yaklaşmış ABD, Vatikan ile diplomatik ilişkilerini ancak 1984 yılında Başkan Ronald Reagan döneminde kurmuştur.

Donald Trump sergilediği eleştiri ve hakaretlerle 1.3 miyar Katoliğin manevi liderini sıradanlaştırarak ve seçilmesini kendisine borçlu olan Amerikan vatandaşı bir siyasi figür haline getirerek, en başta Amerikan Katolikleri üzerindeki manevi otoritesini bitirmeyi hedeflemektedir. Trump politikalarını şekillendiren ve aynı zamanda Hristiyan milliyetçi politika taslağı olan 2025 Projesi'nin arkasındaki isim Heritage Foundation Başkanı Kevin D. Roberts’in sıkı bir Katolik olması, Katolik JD Vance'in ABD başkan yardımcılığına getirilmesi, Trump kabinesinde Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA başkanı John Ratcliffe, Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Eğitim Bakanı Linda McMahon gibi Katolik isimlere yer verilmesi bir projenin yürütüldüğünü göstermektedir. Kabinedeki Katolik bakanlar, Trump- Leo XIV kavgasında net olarak Papa’nın karşısında Trump’ın yanında yer almaktadır.

Yazımızda, ABD’nin beyaz Katolikleri Vatikan’dan koparıp zayıflamakta olan Amerikan Hristiyan milliyetçiliğinin tabanı haline getirme,  siyaseten Papalık otoritesinin karşısına dikme stratejisi ve bunda Trump - Papa Leo XIV gerginliğinin rolü ile bu stratejini başarı şansı değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Beyaz Hristiyan oranındaki düşüş Protestan-Katolik ittifakını zorladı

2023 yılında yayınlanan PRRI Amerikan Din Sayımı Raporu’nda tespit edildiği üzere Amerikalıların üçte ikisi (f) kendilerini Hristiyan olarak tanımlamakta olup bunların A'i beyaz Hristiyan, %'i ise farklı etnik kökenlerden gelen Hristiyanlardır. Rapor, ABD’deki beyaz Hristiyanların nüfusu ciddi bir düşüş içinde bulunduğunu göstermektedir.[i] 2006'da kendilerini beyaz Hristiyan olarak tanımlayan Amerikalılar toplam nüfusun W'sini oluştururken, bu oran 2023 yılında A'e düşmüştür. Bunun sadece &’lık kesimi Protestan’dır: beyaz Evanjelik Protestan () beyaz ana akım/Evanjelik olmayan Protestan (). Kendilerini beyaz Hristiyan olarak tanımlayan Amerikalıların 'si ise Katolik’tir. (PRRI araştırmasına göre ABD’de Katolik nüfusun toplam nüfusa oranı " olup beyaz olmayan Hispanik Katolikler %8, diğer renkli Katolikler ise %2 oranındadır).

Kendilerini Amerika’nın gerçek sahipleri olarak kabul eden beyaz Protestan Hristiyanların nüfus içindeki payının toplamda &’ya düşmesi, bunları yüzyıllardır dışladıkları beyaz Katoliklerle ırka dayalı bir ittifaka zorlamıştır. Bunun sonucu olarak 2024 seçimlerinde beyaz Katoliklerin b'si Donald Trump'a ABD başkanlığı için oy vermiştir.

Katoliklerin dışlanmışlıktan “Amerikan Hristiyanları"  sınıfına geçişi

Katoliklerin geleneksel Roma Katolik Kilisesi’ne aidiyetlerinden koparılıp Hristiyan Milliyetçisi beyaz Protestanların destekçisi haline getirilmesi projesi, bu dini grubun yüzyıllardır yaşadığı zorluklar göz önünde bulundurulduğunda daha anlaşılır olmaktadır.

Kuzey Amerika'daki 13 koloninin 1776’da birleşmesiyle kurulan Amerika Birleşik Devletleri'nde halkın tamamına yakını farklı Protestan mezheplerine mensuptu ve Katolikler yeni ulusun nüfusunun %1'inden azını oluşturuyordu. Katolik kilisesini reddederek kopan Protestanlar tabi olarak Papalığa düşmandı ve Katoliklere karşı önyargılıydı. ABD’nin kuruluşundan başlayıp soğuk savaş dönemine kadar devam eden süreçte Katolikler, geniş Protestan kesimler tarafından Yahudiler, Siyah Amerikalılar, sonraki dönemlerde komünistlerle birlikte düşman olarak görüldüler ve dışlandılar. Kendi gettolarını oluşturmak zorunda kaldılar.

19. yüzyılın ortalarından itibaren göçmen dalgaları halinde kıtaya gelen Katolik İrlandalılar, İtalyanlar, Polonyalılar, Meksikalılar Roma'ya bağlı, kötü ve aptal göçmenler olarak nitelendirildiler. İncil'in otoritesini kabul etmelerine rağmen, kiliseye ve Papa'ya da otorite atfetmeleri ve yanılmaz otorite........

© Stratejik Düşünce Enstitüsü