Kişi kendinden bilir işi
Geçtiğimiz Cuma günü gazetemizde çıkan ‘Dikensiz gül bahçesi’ başlıklı yazımdan sonra Galatasaray’da alışkın olmadığımız bir şekilde kerameti kendinden menkul bir arkadaş, Küçük Metin, ağzından köpükler saçarak, aldığı eğitime ve bulunduğu makama uymayan bir üslupla yazdığı bir metni kamuoyu ile paylaşma gafletinde bulundu. (Galatasaray camiasında yönetici olan iki Metin var. Birisi kulüpte 2. başkan olarak görev yapıyor. O, Büyük Metin. Bu yazıda bahsi geçense boyunu aşan işlere kalkışan Galatasaraylılar Cemiyeti Başkanlığı koltuğunu işgal eden malum kişi. O’da Küçük Metin. Karışıklık, yanlışlık olmasın). Aslında, acaba kişisel bir konu mu diye düşünüp bu yazıyı kaleme almayacaktım ama sonra iki nedenle mutlaka bir cevap vermem gerektiğine karar verdim. İlki bu yazıyı yazmazsam okuyucular, Galatasaray kamuoyu durduk yere birilerinden-bir şeylerden çekindiğimi düşünebilirdi. İkincisi, bu malum şahsın yazısına neden olan konu, mensubu olduğum basın gurubunu-gazetemi de bir anlamda zan altında bırakırdı. Ondan sebep aşağıdaki satırlar bizarur haddini aşanlara sınırlarını bir kez daha hatırlatmak gerekliliğinden yazıldı. Günahı yazdıranların boynuna..
Şimdi bu Küçük Metin, kendince beni zor durumda bırakmak için 26 yıl öncesinde Galatasaray Başkanı Faruk Süren hakkında yazdığımı iddia ettiği bir şeyler karalayarak başlamış bahse konu yazısına. Ben aslında bu kadar kötü kaleme alınmış bir yazıyı onun yazacağını pek düşünmesem de altında imzası olduğu için ona ait kabul ediyorum mecburen. O yazıda Küçük Metin özetle diyor ki; ‘Bu Turan Yücel zamanında efsane başkanımız Faruk Süren’e ‘Naylon Faruk’ diye yazı yazmıştı. Bu zaten saygısız biri, tarzı, tıyneti bu’. Bre gafil Küçük Metin, madem bir yerden vurmaya çalışıyorsun bari dersine iyi çalışsaydın. Ben Faruk Süren’e böyle bir başlıkla hiçbir yazı yazmadım. Bahsettiğin o yazı-ki başlığı da ‘Naylon Süren’di, ‘Milliyet Gazetesi’nin manşetiydi. Ben yazılarımı 30 Mayıs ile 04 Haziran 2001 tarihlerinde ‘Sabah Gazetesi’nde altı gün süren bir dizi olarak kaleme aldım. Hiçbir yazımın başlığında böyle bir ibare yok. Daha bana saldırdığın yazının en başında yalancı durumuna düşmüşsün. Ne acı değil mi?. Küçük Metin, sen Faruk Süren’i gazetelerde okur, televizyonda seyrederken ben kendisi ile buluşur sohbet ederdim. Artı sevgili kızı ve eski damadı Burak Elmas çok yakınım olduğundan birlikte çok vakit geçirmişliğimiz, muhabbettimiz vardı. Öyle ki ben dostluk bir yana Galatasaray bir yana diyerek o günlerde ‘O’nun istifasına giden süreçte pay sahibi olduğumdan bahisle kendimi insani bakımdan rahatsız hissedip aslında çok değerli bir dostumu kaybettim. Bunca yıl oldu kendisi ile görüşmüyor, konuşmuyorum. O sıralar benimle benzer yönde hareket eden çok kişi sonradan başkan Süren’le hiçbir şey olmamış gibi kaldıkları yerden devam ettiler hayatlarına. Bense kendimi bir efsane ile arkadaşlıktan mahrum bıraktım.........
