Bir araya gelip konuşma zamanı
İstinafta “Butlan kararı” çıkmadan önce bugünkü yazıma “Bir araya gelip konuşma zamanı” demiştim. CHP’nin karşı karşıya olduğu tabloyu yalnızca siyasal iktidarın baskılarıyla açıklamak gerçekçi olmaz. CHP uzun süredir siyasi, hukuki ve medya üzerinden kurulan ağır bir kuşatma altında. Türkiye’nin ana muhalefet partisi, enerjisini kendi iç hesaplaşmalarına değil, toplumun geleceğine harcaması gerekirken buna da fırsat verilmiyor. Partinin eski ve 38. Kurultayı’ndan sonra görev alan yöneticileri arasında polemikler artık son bulmalı. Çünkü bu tartışmalar ne halka umut veriyor ne de partiye güç kazandırıyor. Aksine, CHP’nin ihtiyaç duyduğu siyasal yenilenmenin önünü tıkıyor.
CHP’nin ihtiyacı; yeni bir dava bilinci, topluma güven verecek yeni bir siyasal rota ve liyakat esaslı yönetim anlayışıdır. Türkiye’de milyonlarca insan hâlâ CHP’nin toparlanmasını, güçlü ve kararlı bir alternatif haline gelmesini bekliyor. Parti bu sorumluluktan kaçamaz. CHP seçmeni, her koşulda partisine sahip çıkıyor.
Yine “Butlan kararından” önce Diyarbakır Barosu avukatlarından CHP’li Sertaç Eke, partisindeki son gelişmelerle ilgili gönderdiği iletide, “CHP’de değişim, bir yargı kararının sonucunda değil; parti iradesiyle, cesaretle ve sağduyuyla sağlanmalıdır. Yargı kararı beklenmeden değişim gerçekleşmeli, parti kendi özeleştirisini yaparak yeni bir dönemin kapısını aralamalı. Partiyi ayakta tutan yalnızca tarihi değil, gerektiğinde kendisini değiştirebilme olgunluğudur” diyordu.
Ancak bu konuda yine de geç kalınmış sayılmaz. Düne kadar bu görev Özgür Özel’e düşüyordu. Şimdi ise bu görev Kemal Kılıçdaroğlu’nun. Kılıçdaroğlu, CHP’lilerle ilgili devam eden davalara karşı ilgisiz kalmamalı, sorumluluğu yüklenmeli.
CHP’nin iki başlı görünümü ve dava kıskaçlarına karşı Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve partinin bazı akil isimleri bir araya gelip var olan sorunları konuşarak çözmeli. Eğer, siz çözümü devlete bırakırsanız, işiniz hayli zor ve içinden çıkılmaz hal alır.
KAPATILMADAN DA SÖZ........
