menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazetecilikte koskoca 50 yıl

176 6
yesterday

Sevgili okurlarım, bugün 7 Şubat 2026. Gazeteciliğe 7 Şubat 1977 günü Milliyet gazetesinde ekonomi muhabiri olarak başlamıştım.

Ben de artık bu meslekte bugün 50. yılıma ilk adımı atmış bir gazeteciyim! Bana artık yarım yüz yıllık dinozor gazeteci diyebilirsiniz!

Yıllar ne çabuk geçti.

Benim için manevi açıdan çok önemli olan bugünde, size gazetecilik yıllarımın hesabını kısaca vermek istiyorum. Sanırım bir yazıya sığmayacak, o nedenle yarın da (Pazar günü) aynı konuyu sürdüreceğim.

Gazeteci olmayı ömrüm boyunca hiç düşünmemiştim. Kamu çalışanı idim. Çeşitli gazetelerde isimsiz, isimli veya takma isimli yazılarım ve yazı dizilerim çıkardı ama gazeteci olmak hiçbir zaman aklımın ucundan geçmemişti.

Gazetecileri hep “Ulaşılması zor, dört dörtlük, her şeyi bilen” insanlar olarak görürdüm! Gerçekleri işe başlayınca yavaş yavaş öğrenme fırsatı buldum!

★★★

ODTÜ İdari İlimler Fakültesi mezunu idim ve gazeteci olana kadar iki ayrı kamu kuruluşundan kovulmuştum. İlki 1969 yılında, Devlet Planlama Teşkilatı’ndan, Müsteşar Turgut Özal tarafından.

İkincisi 1976 yılında Petkim’den, sağcı Milliyetçi Cephe hükümeti döneminde sendika kavgası nedeniyle... DİSK üyesi idim, Türk-İş’e geçme baskılarına direndim ve kovuldum.

Sonraki yıllarda bir kovulma daha yaşadım. 2007 yılında AKP hükümetinin baskısıyla Hürriyet gazetesinden!

Bu üç kovulma olayı da, boynumda asılı olan şeref madalyalarıdır.

★★★

1970’li yıllarda Milliyet, rahmetli Abdi İpekçi’nin yönetiminde Türkiye’nin en saygın birkaç gazetesinden biriydi. Bu gazetenin her yıl, kurucusu Ali Naci Karacan adına düzenlediği Karacan Yazı Yarışması vardı:

Gazete her yıl belli bir araştırma konusu verir, katılanlar bu konuyu işler, değerlendirmeyi jüri yapardı. Buraya iki kez katıldım, yüzlerce eser arasında ikisinde de birincilik kazandım... Ve İstanbul’a gidip iki ayrı zamanda Abdi İpekçi’nin elinden ödül aldım. Ülkenin en önemli gazetecisi ile böylece tanışmış oldum.

Petkim’den de kovulunca çaresiz kalmıştım. Devlete beni bir daha almazlardı. Ticaret kafasından yoksundum ve tek çare gazetecilik olacaktı. Gazetenin Ankara temsilcisi rahmetli Orhan Tokatlı’ya gittim. O aracılık yaptı, Abdi Bey beni ekonomi muhabiri olarak başlattı. Oysa ben siyasi muhabirlik istiyordum ama o koşullarda pazarlık gücüm yoktu. Abdi Bey’in sözünü hiç unutamam. “Ekonomi yakında çok güncel olacak, siz ekonomiye bakın” demişti.

Böylece 35 yaşımda, en alt kademeden ekonomi muhabiri olarak başladım. Torpilim, adamım yoktu, hiçbir zaman da olmadı.

★★★

Gazetecilikte ilk günüm olan 7 Şubat 1977’yi hiç unutmam. Gazeteye gittiğimde adeta bacaklarım titriyordu. Bu benim son şansımdı. Ya bu meslekte başarılı olacak, ya da yok olup gidecektim.

O sabah gazeteye geldim, ne yapacağımı........

© Sözcü