Bir direnişten neler öğrendik?
Doruk Madencilik işçilerinin tarihi direnişi sonuç verdi.
15 ayda kimi 2, kimi 3 kez maaş alabilmişti.
Sadece “hak ettikleri” için, alınlarının teri için…
Eskişehir’den Ankara’ya tam 9 gün yürüdüler.
Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başladılar.
Yüzlerce madenci gözaltına alındı.
Sonunda İçişleri Bakanı işvereni aradı.
“Neyse ki” patron bu ricayı geri çevirmedi.
İşçiler ve işveren İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda bir araya geldi.
Peki bu direniş bize ne öğretti?
Gelin madde madde bakalım.
1. Çalışmak bu ülkede “aç” olmanın önüne geç(e)miyormuş.
Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı ülkede milyonlar zaten açlığın kıyısında yaşıyor.
Bir de maaşların ödenmediğini düşünün…
“Çalışan yoksulluğu” artık bir kavram değil, hayatın ta kendisi.
Madencilerden birinin elinde bir liste vardı:
Toplamda 300-400 liralık bir alışveriş.
Utancın listesi aslında.
“Alamadım” diye feryat ediyor.
Bu ülke yerin kilometrelerce altında çalışan insanlar için lüks olmuş.
3. Soma’dan bu yana değişen bir şey yokmuş.
Yusuf Yerkel’i hatırlarsınız.
301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciasının ardından, bir madenci yakınına tekme atan isim…
O tekmenin hesabı sorulmadı.
Önce Frankfurt’a “ticari ataşe” olarak atandı.
Sonra Türkiye Futbol Federasyonu’na geçti.
Tekme attığı için değil, “tekme attığı dizinde oluşan şişlik” nedeniyle rapor aldı.
O........
