menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Börtü böcek melayani yazılar yazma çaresizliği!

16 0
tuesday

Zaman kötü, kollayacaksın nazik statüyü… Atalar sözü doğrultusunda yeteri kadar malayani olup devrimci, protest karizmayı da çizdirmeyecek yazılar yazmak gereken bir süreçteyiz. Malayani; kişinin dünya veya ahiret hayatına hiçbir faydası dokunmayan, amacı olmayan boş söz, iş ve davranışlar anlamına gelir. Yapıldığında sevap veya günah kazandırmaz, sadece değerli zamanın boşa harcanmasına yol açar.

Gel gör ki İstanbul söz konusu olduğunda, artık malayaniye bile razı hâle geliyoruz. Çünkü bazı şeyler boş iş olmaktan çıktı; doğrudan doğruya şehrin kendisine yapılan işlere dönüştü. İstanbul'u izliyorum, gözlerim faltaşı… İlk bakışta insanın gözüne güzel bir şey ilişiyor. Birilerinin "Kanal İstanbul", "İki İstanbul", "çılgın proje", "daha çılgın proje" diyerek dünyalar güzeli İstanbul'un üzerine abanmasının şimdilik frenlenmiş olması insanın içini biraz olsun ferahlatıyor. Oh be! Şehir bir süreliğine kurtuldu!

Fakat fazla sevinmeyelim. İstanbul'u bozmak için Kanal İstanbul'a ihtiyacımız yok ki! Elimizde mevcut İstanbul var. Onu bozmakta zaten hayli mahiriz. Yahya Kemal Beyatlı mezarında kaç kere ters döndü bilmiyorum. Adamcağızın huzurunu kaçırmaya devam ediyoruz. Ben İstanbul'un üzerine titrerim. Öyle titrerim ki Kuleli Askerî Lisesi'ne her baktığımda, simetriyi bozan iki kulesinin üçüncü bir kuleyle tamamlanmasını, ışıklandırılmasını ve Boğaz'ın o eşsiz silüetine yakışacak hâle getirilmesini düşünür, “Boğaz'ın o muhteşem silüetine ne güzel otururdu!” diye kendi kendime dertlenirim. Yani derdim İstanbul'un güzelliğine güzellik katmak!

Sonra Boğaz'a bakarım ve aklım yerinden çıkar. Boğaziçi Köprüsü'nün Anadolu ayağında, Kuzguncuk'un göz nuru Cemil Molla Köşkü'nün hemen yanında yükselen sakilliği görünce insanın ağzından ister istemez “Bunu kim yaptı?” sorusu çıkıyor. Sonra daha önemli soruyu soruyorsunuz: “Bunu İstanbul'a kim yakıştırdı?”

Çünkü mesele sadece binanın çirkinliği değil. Mesele çirkinliğin nereye kondurulduğu.........

© Sonsöz