menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ukrayna – Kanayan Yara

4 0
yesterday

Rusya-Ukrayna çatışması gelecek ay dördüncü yıldönümüne yaklaşırken, Venezuela krizi ortaya çıktı. Bundan da dolaylı veya dolaysız pek çok ülke nasibini aldı. Rusya dahil, zira tankerlerine müdahale edildi. Yine de Vladimir Putin kendinden fazlası ile emin görünmekte. Ama, Harpte büyük atılımlar gerçekleştirdiğini söylemek zor. Ruslar, Donbas'ın biraz daha fazlasını, yavaş da olsa, işgal etmeyi başardılar, ancak bu kazanımları görmek için haritaya yakından bakmak gerekir; bu ilerlemeler ki artık umutsuzca harap olmuş Ukrayna topraklarının belki de %1'ine denk gelmekte ve bu bedel yüz binlerce Rus askerinin hayatıyla ödendi.

Bu yüksek fedakarlığa rağmen yıpratma savaşının Ukrayna’nın askeri yenilgisine yol açacağı fikrine karşı pek fazla insan çıkmıyor. Putin muhtemelen hedefe ulaşabileceğini düşünüyor, ya da düşünmüyorsa, Batılı devletlerin öyle düşünmesini istiyor, zira bu tür algılar- yani vaktin Rusya’nın lehine işliyor düşüncesi- Ukrayna'da ve genel olarak Batı'da savaşın kazanılmasının imkânsız olduğu düşüncesini beslemekte.

Ancak Rusya’nın özgüveninin bu kadar yükselmesinin tek nedeni bu değil. Geçen yıl Rusya’nın küresel kaderinde dikkat çekici bir dönüm noktası yaşandı. En büyük siyasi kazanım, Trump'ın Beyaz Saray’ı ele geçirmesiydi. Trump'ın Rusya için mutlaka bir şeyler başaracağı belli değildi. İlk yönetimi, Kremlin'in umduğu kadar büyük bir fayda sağlamadı. Trump'ın Putin'in yöntemlerine duyduğu hayranlık, yönetiminin Rusya’nın ekonomik çıkarlarını hedef almasını -özellikle Nord Stream 2 boru hattına yaptırım uygulaması- veya Ukrayna'ya ölümcül yardım sağlamasını engellemedi.

ABD'nin himayesinde yürütülen barış görüşmeleri, esas olarak........

© Sonsöz