Biraz da Gerçek İşimize Bakalım
Milli Eğitim sistemi belki de tarihinin en sancılı dönemlerinden birini yaşıyor.
Sürekli değişen yönetmelikler, birbiriyle çelişen uygulamalar ve her yıl yeniden şekillendirilen politikalar, eğitimi adeta bir yaz-boz tahtasına çevirmiş durumda. Bu kadar sık ve plansız değişimin kime, neye hizmet ettiği ise kamuoyunun zihninde ciddi bir soru işareti olarak duruyor. Oysa devletin en temel sorumluluğu, okullarda güvenli bir ortam sağlamaktır. Ne var ki son yıllarda öğretmenlere yönelik şiddet olayları ve öğrencilerin karıştığı vahim hadiseler bu alandaki zafiyeti gözler önüne seriyor. Daha birkaç ay önce bir öğretmen cinayetiyle sarsılmıştık. Geçtiğimiz günlerde yaşanan yeni saldırı ise hafızalardaki tazeliğini koruyor. Henüz 17 yaşında bir öğrencinin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırı, bir öğretmenin hayatına mal olurken bir başka öğretmen ve bir öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlandı.
Bu noktada şu soruyu sormak kaçınılmaz: Bu çocuk bu noktaya nasıl geldi? Aile nerede, okul idaresi nerede, rehberlik mekanizması nerede? Ve en önemlisi, sistem nerede?
Tüm bu olaylar yaşanırken Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceliği neydi? Kamuoyuna yansıyan tabloya bakılırsa, eğitimdeki temel sorunları çözmek yerine “yeni projeler” üretme telaşı ön planda. Ancak sorun şu ki; projeler çoğalırken problemler azalmıyor, aksine........
