Üreten İnsan Neden Yorulur?
Üretmek, dışarıdan bakıldığında canlılıkla, hareketle ve başarıyla eşleştirilir. Üreten insan çalışkandır, yaratıcıdır, dinamiktir. Bir şeyler ortaya koyar, iz bırakır, ilerler. Ancak çoğu zaman görünmeyen bir tarafı vardır: Üreten insanın iç dünyası. Çünkü üretmek her zaman keyifli bir akış hâli değildir; kimi zaman içsel bir zorunluluk, kimi zaman da duramama hâlidir.
Bazı insanlar üretmeden var olamaz. Durduklarında huzur değil, rahatsızlık hissederler. Boşluk onlar için dinlenme değil, tehdit gibidir. Zihin hemen devreye girer: “Bir şey yapmalıyım.” Çünkü üretmek yalnızca ortaya bir şey koymak değil, aynı zamanda içsel bir denge kurma yoludur. Düşünmemek, hissetmemek, eksik hissetmemek için…
Burada önemli bir ayrım vardır: Üretmek ile kendini üretmeye mecbur hissetmek aynı şey değildir. İlki canlılık verir; ikincisi tüketir.
Üreten birçok insan, bunu seçtiğini zanneder. Oysa bazen üretim, geçmişten taşınan bir iç sesin talebidir. “Değerli olmak için bir şey yapmalısın.” “Ancak işe........
