KEFARET Ahmet Suat Düzgün
Yazar, dostum Ahmet Suat Düzgün ile yaklaşık, altı yıldır yüz yüze tanışıyoruz. Sosyal medyada ise daha da uzun zamandır tanışırız.
Benim için, bir sanatçının sanatı kadar; kişiliği, kimliği ve dünyaya baktığı pencere de önemlidir. İnsanları birbirine bağlayan; kimliği, kişiliği ve sanatıdır. Düzgün’ün yazarken beslendiği/etkilendiği kaynaklar; ezilenler, hor görülenler ve ötekileştirilenlerdir.
2020 yılında yayımlanan, “Önce Babam, Sonra Çinçin Öldü” kitabı yayımlandığında merak etmiştim. Çinçin Ankara’nın her anlamda kalbiydi. Kalbiydi çünkü hem yoksulluğun, unutulmuşluğun mahallesi hem de devrimci mücadelenin kalbinin en hızlı attığı mahallelerden biriydi. “Önce Babam, Sonra Çinçin Öldü” hem adıyla hem de Ahmet Suat Düzgün’ün kalemini tanımak bakımından ilgimi çekmişti. Randevulaşıp bir yerde buluştuk. Karşılıklı kitaplarımızı imzaladık. O günden sonra hep aklımda, yüreğimde; gülen yüzüyle, mütevazı kişiliğiyle bunların yanında en çok da yazmaya olan tutkusuyla ve azmiyle yer etti.
Önce Babam Sonra Çinçin Öldü (2020), Sersem (2021), İğde Ağacının Gölgesindeki Devrimci (2023 Ağustos), Kuyunun Çocuğu (2023 Eylül) ve Kefaret (2025) tüm kitapları, Dorlion Yayınlarından okuyucularıyla buluştu.
Yazar, Ahmet Suat Düzgün’ün on parmağında on marifet var desem abartı olmaz. Senaryo yazmak, “KAHRAMANI SENSİN” kendisi, “ÇAY........
