“DEMİREL DE ECEVİT DE ARTIK BİZİM GİBİ”
12 Eylül 1980 sabahı, Nevşehir’de kaldığım Sümerbank misafirhanesinin koridorunda çalan radyodan gelen marş sesleri ve bağırışlarla uyandım.
Koridorda, küçük bir radyo çevresinde yere oturmuş birkaç temizlik işçisi kadın bir ağızdan konuşuyorlardı. Beni görünce sustular.
“Bu gürültü neden? Biraz sessiz olamaz mısınız” sorumu yanıtlamayıp, neşe içinde “Biliyor musunuz? Artık Demirel de Ecevit de bizim gibi bir adam” dediler.
Beklenen bir olay olduğu için, bu sözlerden anlamıştım darbe olduğunu ama yine de “o ne demek” dedim.
Hep birlikte, “İkisi de gümledi. Artık Kenan Evren var” diye yanıt verdiler, keyifle.
Gümletenler, gümleyenler, işçi kadınlar, sınıfla bütünleşmeden sınıf mücadelesi verenler bir anda kafama doluştular; karışık duygular içinde odama döndüm.
Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’ın “bizim çocuklar” dediği 5 komutandan oluşan faşist cunta yönetiminde yaşanan iğrençlikleri bir de ben sıralamayayım.
Kararlarıyla, uygulamalarıyla, mahkemeleriyle, hapishaneleriyle, işkenceleriyle, idamlarıyla, akademisyenleriyle, Anayasası ve........
