ZİRVEDEKİ SAVAŞÇILAR
Ankara Güvenpark’ta “Aynı siperde vurulduk ama rütbemiz yok diye unutulduk” diyen er gazileri, LÖSEV’in kanseri yenen gençleri ve aileleri ziyaret etti. İki farklı cephede, iki farklı amansız mücadeleyi verenlerin buluşması bir gerçeği haykırdı. Biri vatanı korudu, diğeri hayata tutundu. Artık ikisi için de adalet ve vefa zamanı.
Bazı buluşmalar vardır; konuşulan cümlelerden çok, tutulan eller ve sessizlikler anlatır hakikati. Çünkü o sessizlikte gözyaşı, umut, fedakarlık ve yeniden hayata tutunmanın ortak hikayesi saklıdır. Ankara Güvenpark’ta haftalardır özlük hakları, belirsizleşen statüleri ve vefa talepleri için seslerini duyurmaya çalışan er gazilerimizin eylem alanında tam da böyle bir mucize yaşandı. Hastanelerin soğuk koridorlarında, kemoterapilerin, ilik nakillerinin, iğnelerin gölgesinde amansız bir savaş veren LÖSEV’in genç ve minik savaşçıları, dağlarda mermiye göğsünü siper eden er gazi abilerini ziyarete geldi.
Gerçek kahramanlık bazen bir dağ siperinde, bazen de bir hastane odasında yazılır. Lösemiyle mücadele eden çocuklar iyi bilir. Bazı savaşlar silahla verilmez. Bazen en büyük savaş, küçücük bir bedenin damarlarında başlar. Dökülen saçlar, özlenen okul sıraları, yarım kalan oyunlar... Ve sonra bir gün umut kazanır, hayat yeniden başlar.
Güvenpark’ta farklı cephelerde savaşmış ama aynı ruha sahip kahramanlar kucaklaştı. Programda LÖSEV Gençlik adına konuşan Dilara Altan’ın şu sözleri, salonda ve parkta bulunan herkesin boğazına bir düğüm gibi oturdu: “Sizler dağlarda teröre karşı mücadele verdiniz, bizler hastane odalarında lösemiye karşı... Cephelerimiz farklıydı ama cesaretimiz ve korkusuzluğumuz aynıydı. Sizler vatanı korudunuz, bizler hayata tutunduk. Bugün aynı umudun çocuklarıyız, sizler bizim can kahramanlarımızsınız.”
Bu paylaşım hayatın bize öğrettiği en büyük gerçeği özetliyordu. İnsanları birbirine yakınlaştıran şey sadece aynı acıyı çekmeleri değil; aynı umuda sarılmalarıdır.
Düşünün... İki asker. Aynı dağda, aynı çatışma bölgesinde,........
