menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÖZ GÖZE GELMEYİ UNUTTUK

12 0
09.09.2026

Hatırlar mısınız; bir zamanlar hayat teknolojiyle sadece kesişirdi, teknolojinin içine hapsolmamıştı.

Telefon, evlerin en hürmetli köşesinde, koridordaki o hafif çizik ahşap sehpanın üzerinde dururdu. Birini aramak basit bir ekran dokunuşu değil, fiziksel bir ritüeldi. Spiralli kabloyu parmağımıza dolar, tuşların ya da çevirmeli kadranın o mekanik direncini parmak uçlarımızda hissederdik. O kablonun uzandığı birkaç metrelik alan, mahremiyetimizin ve samimiyetimizin yegane sınır çizgisini çizerdi.

Ahizenin diğer ucundan bir ses gelirdi; pürüzsüz, filtresiz ve katıksız... Nefes alıp verişini, kelimeler arasındaki o insani duraksamayı, ansızın patlayan bir kahkahanın çınlamasını duyardık. Arada ne bir bildirim uyarısı vardı ne de ekrana düşen bir başka mesajın gölgesi. Yalnızca sesin sunduğu o sıcak, güvenli ve canlı varoluş…

Oysa bugün, gecenin en loş ve çaresiz anında yataklarımıza çekildiğimizde, yüzlerimizi aydınlatan şey bir insanın şefkatli bakışı değil; avuçlarımıza sığdırdığımız soğuk cam plakaların mavi, ruhsuz ışığı. Odalarımız artık daha düzenli, masalarımız daha minimalist, mimarimiz son derece steril; ancak ruhumuz kendi evinde bir mülteci gibi........

© Sonsöz