menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

EĞİLMEYEN KALEMLER

15 0
24.07.2026

Bazı eşikler vardır ki, yalnızca zamanın içinden akıp gitmez; bir milletin hafızasına, vicdanına ve geleceğine mühürlenir. 24 Temmuz işte böyle bir tarihtir.

Bundan tam 118 yıl önce, 24 Temmuz 1908 gecesi gazeteciler, matbaalara gelen sansür memurlarını içeri sokmayarak tarihi bir direniş başlattı. O gün yalnızca sayfaları denetleyen bir idare reddedilmedi; gerçeğin üzerindeki perdeyi aralama iradesi ve düşüncenin özgürce nefes alma hakkı ilan edildi. Tam da bu yüzden 24 Temmuz, sıradan bir kutlama tarihi değil; köklü bir zihniyet devriminin simgesidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Basın, milletin müşterek sesidir” tespiti, bu devrimin felsefi temelini özetler. Atatürk, basını yalnızca bir haber aktarıcısı değil; “bir kuvvet, bir mektep ve bir rehber” olarak konumlandırır. Çünkü kalem yalnızca mürekkep akıtmaz; hafıza taşır, sorumluluk taşır, umut taşır. Bir toplumun yarını, o kalemin hangi hakikatin peşinden gittiğiyle biçimlenir.

Ne var ki, bugün bilginin dolaşım hızı ışık hızına ulaşmışken bu sorumluluk her zamankinden daha hayati bir sınavdan geçiyor. Haber artık saniyeler içinde cebimize düşüyor ancak ne yazık ki doğruluğun ve derinliğin yerini "tıklanma arzusu" alıyor. Bugün herkes bir cihaz ekranından........

© Sonsöz