BEN NEDEN ÖLDÜM?
İnsanlığın ortak hafızasında öyle metinler vardır ki mürekkebin ötesine geçer; kağıdın sınırlarını aşarak doğrudan okuyan kişinin vicdanına kazınır. 1996 yılında şehit olan Komando Er Murat Akman’ın ardında bıraktığı mektup tam da böyledir. Adını ve hikayesini duyduğunuzda zihninizde tek bir soru büyür.
Bir insan hayatını kimin için feda eder?
Murat Akman’ın hikayesini ağırlaştıran asıl gerçek, bu fedakarlığı yalnızca bir asker olarak değil, daha doğduğu gün bir çöplüğe terk edilmiş bir çocuk olarak yapmış olmasıdır.
Asker olup dağa çıktığında, her operasyon öncesinde geri dönememe ihtimaline karşı bir mektup bırakır. Gidecek bir aile adresi olmadığı için "Bir ailem olsaydı bu mektubu onlara yollamak isterdim ama yok" cümlesiyle başlar. Ailesi yoktur ama kalbinde koca bir yetimhane dolusu çocuk taşımaktadır. Koğuşunda Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş, birbirinin canını korumaya yemin etmiş askerlerle omuz omuza dururken; bir yanda dağlardaki o karanlık yapının, yıllardır bu topraklara çektirdiği acıları, gencecik hayatları ve kardeşliği hedef alan o kör dövüşünü sorgular. Kışladaki televizyonda ise bambaşka bir manzara izler. Bir yanda kurşunların, nifakın ve ideolojik hırsların gölgesinde katledilen canlar; diğer yanda şehirlerde birkaç kuruş, birkaç saniyelik öfke ya da bir hiç uğruna birbirini yok eden insanlar... Dağda kimin, neyin hırsıyla tetik çektiğine ve hangi kirli hesaplar uğruna bu gencecik fidanların kırıldığına anlam veremeyen Murat; toplumun bu vurdumduymazlığı karşısında tarihe geçecek o ağır........
