menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BAYRAK TARTIŞILMAZ!

11 0
30.06.2026

Göklerde açan o asil çiçeğin altında ölmeyi şeref bilen bir medeniyetin evlatlarıyız. Kan kırmızısı şerefimiz, hilal alnımız, yıldız ise yeminimizdir. Gökyüzü masmavi, başımız dik ve gözümüz hep yarınlardadır; çünkü bizim geçmişimiz, tarihimiz, namusumuz ve edebimiz o dalgalanan kutsal sancaktadır.

Türk Bayrağı yalnızca göğe çekilen bir bez parçası değildir; o, bir milletin yürüyüşü, bir tarihin susmayan tanığı, asırların içinden süzülüp gelen bir bedelin sessiz şahididir. Kırmızısı rastgele seçilmemiştir; toprağa karışan şehit kanının rengidir. Ay ve yıldız bir süs değil, Orta Asya’dan bugüne uzanan Türklüğün silinmez imzasıdır. Hilal karanlıkta yol gösterir; yıldız parçalanmamış bir milletin ortak kaderini simgeler. Bayrak göğe çekildiğinde yalnızca dalgalanmaz; toplumsal hafızayı ayakta tutar, bizlere her an unutmamayı emreder.

Bayrağı yalnızca bir sembol, ezanı yalnızca duyulan bir ses zannedenlerin büyük bir yanılgı içinde olduğunu hatırlatmak gerekir. Dikkat edin; bayrak düştüğü gün millet eğilir, ezan sustuğu an irade kesilir. Milletleri ayakta tutan şey sadece coğrafi sınırlar değil, ortak değerleridir. Dolayısıyla “Bayrak inmez, ezan susmaz” sözü alelade bir slogan değildir; bedel ödemiş olanların bu topraklara bıraktığı ortak yemin, sarsılmaz bir vasiyettir. Türk Bayrağına saygı bir tercih değil, bir mecburiyettir. Bu konuda kanun da nettir, millet vicdanı da. Bayrak yırtık, kirli, yerde olamaz; üzerine oturulamaz, basılamaz, örtü yapılamaz. Reklam malzemesi de yapılamaz, siyasi........

© Sonsöz