menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ATEŞ ÇEMBERİ

1 0
previous day

Liderlerin el sıkıştığı, bildirilerin imzalandığı ve küresel güvenlik mimarisinin geleceğine ilişkin yol haritalarının konuşulduğu kritik NATO Zirvesi geride kaldı. Kameralar kapandı, diplomatik heyetler ülkelerine döndü. Geriye ise yalnızca yayımlanan sonuç bildirileri değil, yeni yüzyılın güç dengelerine dair önemli ipuçları kaldı.

Ancak resmi açıklamaların satır aralarında okunması gereken daha derin bir gerçek vardı. Asırlardır bu topraklarda söylenen o kadim söz, zirvenin ruhunu tek cümlede özetliyordu:

“Yiğit meydanda belli olur."

Çünkü bu zirve bir kez daha gösterdi ki çağımızda egemenlik ve uluslararası ağırlık, artık yalnızca haritalar üzerindeki sınırlarla ölçülmiyor. Gerçek güç; üretebilme, koruyabilme, kriz anlarında caydırıcılık sağlayabilme ve gerektiğinde müttefiklerine güven verebilecek stratejik kapasiteye sahip olabilmektir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözü, bugün yalnızca siyasi bir ilke değil; aynı zamanda teknolojik bağımsızlığın da en güçlü manifestolarından biridir. Bağımsızlık; yalnızca bayrağını dalgalandırabilmek değil, o bayrağın gölgesinde hiçbir ülkenin onayına, ambargosuna veya dış desteğine ihtiyaç duymadan tasarlayabilmek, geliştirebilmek ve üretebilmektir.

Bugün devletlerin itibarı yalnızca asker sayısıyla ya da ekonomik büyüklükleriyle ölçülmiyor. Yapay zeka, yarı iletken teknolojileri, elektronik harp sistemleri, uydu kabiliyetleri, yazılım ekosistemi ve mühendislik kapasitesi; ülkelerin stratejik değerini belirleyen başlıca unsurlar haline geliyor. Çünkü 21. yüzyılın gerçek serveti madenler değil bilgidir; petrol değil akıldır; nicelik değil niteliktir.

Bir savunma sistemi laboratuvarda kusursuz sonuçlar verebilir, simülasyonlarda bütün testleri........

© Sonsöz