EYLÜLÜN KAPISINDA
Yeni Bir Eğitim Öğretim Yılına Doğru
Eylül, yalnızca takvimde bir yaprak değildir.
Şehirlerin sesini değiştirir. Yazın ağırlaşan sokaklarına yeniden bir telaş gelir. Sabahın erken saatlerinde duraklarda genç yüzler çoğalır; kırtasiyelerin önünde çantalar, defterler, kalemler seçilir. Okul bahçeleri, uzun bir sessizliğin ardından yeniden çocuk seslerini bekler.
Eylül biraz da yeniden başlama cesaretidir.
Şimdi takvimler 13 Eylül 2026’yı gösteriyor. Yazın son günlerindeyiz. Yarın, 14 Eylül Pazartesi günü, okul kapıları yeniden açılacak.
Kimi öğrenci heyecanla girecek o kapıdan, kimi biraz çekingenlikle… Kimi yeni hedeflerin coşkusunu taşıyacak, kimi geçen yılın bıraktığı izlerle yürüyecek sırasına. Kiminin zihninde büyük hayaller, kiminin yüreğinde kimseye anlatamadığı küçük kaygılar olacak.
Fakat hepsinin ortak bir ihtiyacı var:
Görülmek, anlaşılmak ve kendisine inanılması.
Çünkü eğitim, zil çaldığında başlamaz.
Bir annenin çocuğu için kurduğu hayalle, bir babanın geleceğe dair umuduyla, bir öğretmenin öğrencisini gerçekten merak etmesiyle, bir gencin kendi kendine “Bu yıl daha iyisini yapacağım.” demesiyle başlar.
Belki de her eylülün bize hatırlattığı en kıymetli şey budur:
İnsan, yeniden başlayabilen bir varlıktır.
Eğitimi yalnızca sınavlardan, notlardan ve sonuçlardan ibaret görmek, insanı eksik okumaktır.
Bir öğrenci matematikte zorlanabilir; fakat müzikte........
