Topluma İyi Gelen
Toplumların da insanlar gibi nefes almaya ihtiyacı vardır. Sıkıştıklarında, daraldıklarında, kendilerini ifade edemediklerinde yalnızca bireyler değil, bir bütün olarak hayat da ağırlaşır. Bugün içinde bulunduğumuz tablo tam da böyle bir sıkışmışlık halini anlatıyor. Ekonomik zorlukların giderek derinleştiği, sosyal dengelerin bozulduğu, hukuka olan güvenin zayıfladığı ve siyasal alanda tıkanıklığın hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu yalnızca rakamların anlattığı bir kriz değil, mutfakta, pazarda, kirada, işte ve işsizlikte hissedilen bir hayat gerçeğidir.
Gençler umutsuz. Çalışanlar yorgun. Emekliler geçim derdinde. Kadınlar hem ekonomik hem de sosyal baskıların arasında yaşam mücadelesi veriyor. Barınma krizi yaygınlaşmış, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim zorlaşmış durumda. Ve bütün bunların üzerine, adalet duygusunun zedelenmesi eklenince, toplum yalnızca yoksullaşmıyor, aynı zamanda içten içe tükeniyor.
Son günlerde Ankara’da maden işçilerinin hakları için gerçekleştirdiği eylemler, bu tabloyu iki yönüyle ortaya koydu. Bir yanda yerin metrelerce altında çalışan insanların emeğinin karşılığını araması, diğer yanda bu emeğin üretildiği doğanın giderek yok edilmesi…
Bu çelişkiyi görmeden “topluma iyi gelen” bir yol bulmak mümkün değildir.
Çünkü mesele sadece maden işçisinin hakkı değildir. Mesele, bu ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin nasıl kullanıldığıdır. Ormanların, dağların, derelerin yalnızca kısa vadeli gelir uğruna talan edilmesi,........
