Parçalanmış Gündelik Hayatın Siyaseti
Türkiye’de siyasetin asıl sınavı artık tek başına seçim kazanmak değil, insanların parçalanmış hayatlarıyla yeniden temas kurabilmektir. Özgür Özel’in CHP’den istifa ederek yeni bir siyasi parti kuracağını açıklaması, Türkiye’de uzun zamandır görülmeyen ölçüde yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Kimileri bunu muhalefetin bölünmesi olarak görüyor, kimileri ise yeni bir başlangıcın ilk adımı olarak değerlendiriyor. Oysa mesele yalnızca yeni bir partinin kurulması değil; toplumun kaybettiği ortak gerçekliğin, parçalanmış gündelik hayatın yeniden kurulup kurulamayacağıdır.
İnsan yalnızca aklıyla karar veren bir varlık değildir. Alışkanlıkları vardır, aidiyetleri vardır, kendisini güvende hissetme ihtiyacı vardır. Bu nedenle eski, ne kadar yıpranmış olursa olsun tanıdıktır; yeni ise umut kadar belirsizlik de taşır. İnsan çoğu zaman kötü bildiği düzene, bilmediği geleceği tercih etmekten daha kolay teslim olur. Yeni bir siyasi hareketin aşması gereken ilk eşik de tam olarak budur. Ancak bugünün Türkiye’sinde sorun yalnızca siyasal alışkanlıklar değildir.
Yirmi üç yıldır iktidarda bulunan AKP, uyguladığı ekonomi politikalarıyla yalnızca gelir dağılımını bozmadı; insanların gündelik hayatındaki bütünlüğü de dağıttı. Eskiden “hayat” dediğimiz şey bir bütündü. Bugün ise kira ayrı bir kriz, mutfak ayrı bir kriz, çocukların eğitimi........
