CEMAL GÜLAS’LA SÖYLEŞİLER-7
MALİNKA’NIN MELEKLER DİYARINA GÖÇÜ
Sevgili okurlar, kıymetli “doğa insanı” Cemal Gülas’ın kendisinin izni ve onayı dahilinde sizlerle buluşturmaya karar verdiğimiz yazıların yedinci serisi huzurlarınızda…
Geçtiğimiz gün, kendisinin kıtalar aştığı dostu, en iyi sırdaşı, candan öte canı, kanı, canı, evladı melek Malinka cennete göçtü. Büyük güç, metanet diliyorum. Bu acı çok derinden, çok başka bir yerden. Evlat acısının tarifi olur mu? Ama bizler onlarla bir gün tekrar buluşacağız, kavuşacağız…
Cemal Gülas’ın dost, evlat Malinka’ya dair düşüncelerinden oluşan kendi kaleminden çıkan metni sizlerle buluşturuyorum. Ancak bir insan ile bir hayvanın kurduğu bağ bu kadar güzel anlatılabilirdi:
“Pogina’dan Bir Baykal Layka Geçti
Bugün bir köpek öldü.
Bunu böyle yazınca çoğu insanın zihninde aynı cümle beliriyor:
‘Sonuçta bir köpekti.’
İnsan, yeryüzündeki her canlıyı kendi ölçüsüyle tartmaya alışmış tek canlıdır.
Bir ağacın değerini odunuyla, bir atın değerini yüküyle, bir kuşun değerini sesiyle, bir köpeğin değerini ise cinsiyle ölçer.
Sonra da buna ‘gerçekçilik’ der.
Oysa ben, on bir yıl boyunca bir Baykal Layka ile aynı yolu yürüdüm.
Ekip arkadaşlığı, yoldaşlık ve kader birliği yaptım.
Rusçada ‘küçük’ demekti.
Onu Baykal Gölü’nden dönerken Moğolistan gümrük sahasında, kasım ayının insanı bile öldüren soğuğunda bulduğumuzda gerçekten küçücüktü.
Muhtemelen damızlık yapmak için Baykal bölgesinden alınıp gümrükten kaçırılırken aramada yakalanıp hiçliğe atılmış dişi bir can.
Karın altında sessizce kaybolmaya hazırlanıyordu.
O gün kaderin ince bir ayrıntısı vardı.
Ruslar bizi saatlerce gözaltına alıp alıkoymasaydı, sınırı gündüz geçecek,........
