CEMAL GÜLAS’LA SÖYLEŞİLER-6
Sevgili okurlar, kıymetli “doğa insanı” Cemal Gülas’ın kendisinin izni ve onayı dahilinde sizlerle buluşturmaya karar verdiğimiz yazıların altıncı serisi huzurlarınızda…
Cemal Gülas’ın insan ve hayvana dair düşüncelerinden oluşan tamamen kendi kaleminden çıkan metni sizlerle buluşturuyorum:
“İnsan, modern dünyanın beton koridorlarında kendi sesinin yankısından başka bir şey duyamaz hale geldiğinde, doğa sarsılmaz bir bilge gibi sessizce bekler.
Yabanıl hayat, insanın unuttuğu ya da hiç bilmediği kadim bir alfabeyle konuşur. Onun kucağına dönmek, yalnızca yeşile duyulan bir özlem değil; kendi özümüze, sabra ve en önemlisi doğru iletişimin köklerine doğru yapılan manevi bir yolculuktur.
(Fotoğraf kaynak: Cemal Gülas)
Doğanın ve yabanıl hayatın insana öğrettikleri ile bu öğretilerin iletişim dünyamıza olan eşsiz katkılarını, bir ağacın kökleri ile yaprakları arasındaki sarsılmaz bağ gibi inceleyebiliriz.
Doğa, her bir parçasında ayrı bir felsefe barındıran devasa bir kütüphanedir. Sayfalarını açmayı bilen her insana, varoluşun en yalın gerçeklerini fısıldar. Modern insan her şeyin anında gerçekleşmesini isterken; doğa, acele etmeden ama hiçbir şeyi de yarım bırakmadan büyür. Bir tohumun toprağı delmesi, bir tırtılın kozasından çıkması zaman alır. Doğa bize beklemenin de büyümenin bir parçası olduğunu öğretir.
Dengenin ve Döngüselliğin........
