Hafta Sonunu Yaşayamayan İnsanlar
Sevgili okurlarım, Bu haftaki köşe yazımda hepimizin içinde olduğu ama çoğu zaman üzerinde durmadığı bir konuyu ele almak istiyorum: hafta sonunu yaşayamadığımız bir düzenin içinde sıkışıp kalmak. Hepimiz hafta boyunca çalışıyor, yoruluyor ve bir şekilde cumartesi ile pazarı bekliyoruz. Çünkü o iki gün bizim için nefes almak demek. Ailemizle vakit geçirmek, dostlarımızla buluşmak, biraz olsun dinlenmek demek. Ama artık bu bile birçok insan için mümkün değil.
Ekonomik şartlar nedeniyle hafta sonu çalışmak zorunda kalan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Kimse isteyerek hafta sonu işe gitmez. Ama hayat şartları insanı mecbur bırakıyor. Ev geçindirmek, kira ödemek, çocuk okutmak derken insanlar dinlenmesi gereken günlerde bile çalışmaya devam ediyor.
Burada asıl sorun sadece yorgunluk değil. İnsanların hayatlarından eksilen zaman. Çünkü hayat dediğimiz şey aslında anlardan oluşur. Ve o anları yaşayamazsak, geriye sadece koşturma kalır.
Bir baba düşünün… Hafta içi zaten geç saatlere kadar çalışıyor. Eve geldiğinde çocuklar ya uyumuş oluyor ya da uyumak üzere. Hafta sonu da çalışıyorsa o çocukla ne zaman bağ kuracak?
Bir anne düşünün… Çocuğuyla doğru düzgün vakit geçiremiyor. Aynı evin içinde ama hayatları ayrı gibi. Bu durum zamanla insanların içinde bir eksiklik oluşturuyor. Aile içinde paylaşımlar azalıyor. Sohbetler kısalıyor. İnsanlar aynı evde yaşasa bile birbirinden uzaklaşıyor.
Şimdi bir de Avrupa’daki duruma........
