menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Lütfen Sokaklar Onların Mezarı Olmasın!”

2 0
yesterday

Sevgili okurlarım, Bu hafta kalemimi elime almak her zamankinden daha zor. Çünkü anlatacağım şey günlük hayatın sıradan bir meselesi değil. Bu kez karşımızda kendisini savunamayan küçücük bir cana yapılan korkunç bir vahşet var. Daha dün Ankara’da sosyal medyaya yansıyan görüntüler üzerine yavru bir kedinin iki kişi tarafından işkence edilerek öldürüldüğü iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı iki şüpheli hakkında gözaltı talimatı verdi. İnsan bunları okurken ister istemez soruyor: Biz ne zaman bu kadar acımasız olduk? Sokakta yanımızdan geçen bir kedi bizden servet istemiyor. Bir kap su, birkaç lokma mama, soğukta sığınabileceği küçücük bir köşe istiyor. Bazen hiçbirini de istemiyor; sadece kendisine dokunmamamızı, canını yakmamamızı istiyor. Çok mu şey istiyor? Ben “sokak hayvanı” sözünü söylerken bile düşünüyorum. Sokak onların tercihi değil ki. O kaldırımda doğmayı onlar seçmedi. Aç kalmayı, yağmur altında ıslanmayı, arabaların arasında yaşam mücadelesi vermeyi onlar istemedi. Biz şehirleri kurduk, onların yaşam alanlarını daralttık, sonra dönüp “Bunlar sokakta neden var?” diye sorduk. Oysa onların da canı acıyor. Onlar da korkuyor. Onlar da seviyor ve yaşamak istiyor. Bir kedinin gözlerinin içine baktığınızda size kötülük planlayan bir canlı göremezsiniz. Karnı açsa yaklaşır, korkuyorsa kaçar, güvenirse başını elinize bırakır. İşte o güveni işkenceyle, tekmeyle, taşla karşılamak yalnızca bir hayvana zarar vermek değildir. Vicdanımızdan bir parçayı da öldürmektir. Burada çok açık konuşmak istiyorum. Hayvanlara işkence eden, eziyet eden ve onları kasten öldüren kişilere verilen cezalar çok daha ağır ve caydırıcı olmak zorundadır. Savunmasız bir canlıya bilerek acı çektiren bir insanın........

© Sonsöz