HABABAM'IN YAZARI
Bazı insanlar aramızdan ayrılır ama kelimeleri yaşamaya devam eder.Gülmeyi de düşündürmeyi de bilen büyük usta RIFAT ILGAZ'ı 7 Temmuz 1993 ölüm yıl dönümündesevgi, saygı ve özlemle anıyorum. Kalemini yalnızca mizah için değil, insanın vicdanına dokunmak için kullanan Rıfat Ilgaz'ın bıraktığı iz,yıllar geçse de silinmiyor.
Onu anmanın en güzel yolu da eserlerini yeniden okumak ve yeni kuşaklara anlatmak olsa gerek.
İnsan gençken geleceğin çok uzakta olduğunu sanıyor.
Oysa hayat, bazen bir masayı çekip yanınıza getiriyor.
Kastamonu'da bir lokantada çalışıyorum. Haftanın altı günü tabak taşıyor, masa siliyor,
sipariş yetiştiriyor; yedinci gün ise kendimi ödüllendirmek için küçük hayaller kuruyorum.
"Bugün müşteri olmayacağım.
" dedim kendi kendime.
"Bir günlüğüne de olsa ben de masaya oturanlardan olayım.
Evden çıktım. İstikamet, Batı Karadeniz'in saklı cennetlerinden Gideros Koyu.
Bugün turistlerin fotoğraf çekmek için yarıştığı o koyun, binlerce yıllık bir geçmişi olduğunu o gün bilmiyordum. Milattan önceki çağlardan beri gemilerin sığındığı, nice medeniyetlerin uğradığı o limanda ben ise tek bir şeye sığınıyordum: Memleket özlemine...
İnsan, genç yaşta ekmeğinin peşinden memleketinden uzak düşünce, deniz ne kadar güzel olursa olsun içinde hep küçük bir dalga eksik kalıyor.
Sonra başladım en sevdiğim işe...
O kadar çok hayal kuruyordum ki, garson "Başka........
