Abdülhamid ümmetin başı mıydı?
İçişleri Bakanı, “Geçmişte Abdülhamid Han neyse bugün de Cumhurbaşkanımız aynı şey. Hiç değişiklik yok. …O gün Abdülhamid Han’dı İslam ümmetinin başı, bugün de Cumhurbaşkanımız” demiş (Gazeteler, 4 Nisan 2026)!
Nereden bakarsanız bakın, bu söylem, güzelleme gibi gelse de insanı düşündürüyor. Abdülhamid Han’ın, hanlığa getirilişini, han olarak yaptıklarını ve hanlıktan uzaklaştırılışını anımsayalım, onun ümmetin başı olup olmadığına siz karar verin.
Abdülhamid, Osmanlı padişahı II. Mahmut’un torunu, Abdülmecit’in (1839-1861) 9 oğlundan ikincisi ve Abdülaziz’in de (1861-1876) yeğenidir. Abdülhamid gençliğinde iyi bir eğitim görmüş, birkaç dil öğrenmiş, binicilik, yüzme, atıcılık, güreş, tiyatro ve operaya ilgi duymuş, piyano çalmıştır; resim ve marangozluk da yapmıştır. Veliaht V. Murat’ın gölgesinde kalsa da amcasıyla birlikte Avrupa gezisine çıkmış ve herhangi bir kamusal görevde bulunmamıştır.
Abdülhamid, bir sivil darbeyle hanlığa getirilmiştir: Serasker Hüseyin Paşa ile Mithat Paşa’nın da aralarında olduğu reform yanlısı sivil ve asker yetkililer, Abdülaziz Han’ı tahttan indirince, veliahtlık uygulaması gereği Abdülmecit Han’ın büyük oğlu V. Murat padişah yapılmıştır. Akli dengesinin bozulduğu gerekçesiyle V. Murat’ın yerine de Kanun-ı Esasiyi (Anayasayı) kabul edip Osmanlı Meclisini açacağına söz veren Murat’ın kardeşi Abdülhamid, hanlığa getirilmiştir. Bu arada, Yavuz Sultan’dan sonra padişah olanlar aynı zamanda halife olduklarından, Abdülhamid de halife olmuş ve halifelerin ümmetin lideri olduğunu sananlar da onun ümmetin lideri olduğunu kabullenmişlerdir.
Abdülhamid sözünü tutmuşsa da, ilk fırsatta, Osmanlı-Rus savaşını bahane ederek, Mithat Paşa’yı sürgüne gönderip öldürtmüş, anayasayı rafa kaldırmış, Osmanlı Meclisini kapatmış ve ülkeyi 33 yıl bir diktatör olarak yönetmiştir.
Abdülhamid karşı hareketleri izlemek üzere 1880’de Yıldız İstihbarat Teşkilatı’nı kurmuştur. Haziran 1881’de özel amaçla kurduğu Yıldız Mahkemesi de muhaliflere sürgün ve hatta idam cezaları vermiştir.
1880’den sonra, Yahudiler Filistin’de arazi almaya başlamıştır.
Osmanlı aldığı dış borçları ödeyemez hale geldiğinde, Osmanlı gelirlerini denetleyip dış borçların ödenmesi için 20 Kasım 1881’de, yabancıların denetiminde olacak Düyun-ı Umumiye İdaresi kurulmuştur.
1881’de Tesalya Yunanistan’a ve Tunus Fransızlara, 1882’de Mısır İngilizlere, 1897’de de yapılan savaşı Osmanlı kazanmış olsa da, Girit Yunanistan’a geçmiştir. 93 Harbi (1877-1878) sonrasında, Bulgaristan, Karadağ, Romanya ve Sırbistan bağımsızlığını kazanmış,........
