menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öfkeli evliya

24 0
10.04.2026

Bizim Orhan Gökdemir iki gün önce burada hocasını yazarken, “Bu öğrencilik işi de biraz platoniktir. Bizim öğrenciliğimiz onun devrimciliğine çırak yazılmaktan ibarettir” diyordu. Bu satırları okurken, bizimkini düşündüm. Bizimki dediğim, Candan Baysan ile benim öğrenciliğimiz. Bizimki kayıtlı kuyutlu olanıydı. Biz devletin üniversitesinde öğrenciydik, o da bizim oradaki hocamız. Yakın zamana, Candan aramızdan göçüp gidene kadar dostluk ettik, pek çok iş yaptık birlikte. Şimdi hocamız da gitti. Bir ben kaldım. 

Onun öğrencisi olduğumda, Candan’ınki biraz daha eskidir, yıllardan 1970’ti. Birmingham’dan yeni gelmişti. O zamanlar Batı üniversitelerinde epey çoğalmış Sovyet incelemeleri enstitülerinin belki de en iyisinde çalışmalar yapmış, basılmayı bekleyen birçok hazırlıkla dönmüştü. Onları ilk kez biz, üç yakın arkadaş ve fakültenin ilgili görevlisi bastık, teksir edilmiş ders kitapları olarak. Ardından kitaplaştırıldı. Eklenen uzun bir giriş bölümü ile birlikte ve Sovyetler Birliği’nde Sosyalizmin Kuruluşu adıyla yapılan sonraki basım ise, bana sorulursa, hâlâ aşılamamış bir başyapıttır.  

Bizim hocanın altmışıncı yaşı vesilesiyle hazırlanan ve YGS Yayınları tarafından 1999’da basılan Yalçın Küçük’e Armağan kitabında yer verilen “Yalçın Küçük Külliyatı” başlıklı derlemede onun yayımlanmış 45 kitabı görülüyordu. O tarihten sonraki yıllarda yayımlanmış olanlar için benzer bir derleme yapılmış mıdır, bilmiyorum. Yapılsa, bu sayı ne kadar artar, o konuda da sağlam bir kestirimde bulunamıyorum.

Yalnız, konu buraya gelmişken, bir noktaya değinebilirim.

Yalçın Hoca, arada bir, yazdıklarını tekrar okumadığını söyler dururdu. Bunu duyanlardan kendisinden hoşlanmayanlar olumsuz değerlendirmeler çıkarmışlardır hep. Oysa, söylediği oldukça basittir: Bu kadar çok yazan bir insan, bunu bir ihtiyaç olarak gördüğü için yapan bir insan, yazdıklarını kendisi okumak için vakit ayırırsa, nasıl o verimliliği sürdürebilsin? Hem, insan yazdıklarını tekrar tekrar okuma ihtiyacı duyuyorsa, yazarken aklı neredeymiş, öyle ya…

Ben bununla ilgili bir anımdan söz edebilirim şimdi. Bir gün bana şöyle dediğini hatırlıyorum: "Şair, Candan’la siz ikiniz benim kitaplarımı elden geçirip aşırı tekrarları ve aklınıza yatmayanları ayıklasanız, ne iyi olur…" Aşağı yukarı böyleydi. İkimiz de kem küm edip atlatmıştık. O cesareti bulamamıştık herhalde kendimizde. Şimdi, keşke yapsaydık ya da cesaret edebilseydik, diyorum kendi kendime.

Bu “şair” de nereden çıktı diyecekler için yanıtımı birazdan yazacağım.

Hoca kendi deyişiyle Paris’teki “gönüllü sürgün”ünden döner dönmez içeri alınmış, hapishane hapishane dolaştırıldıktan sonra, 2000 sonundaki Ecevit-Bahçeli-Yılmaz koalisyonunun çıkardığı af yasasından........

© soL