İran’a karşı savaş ve iki belge
İran’a 'saldırılmadı'; Hukuk-dışı bir savaş açıldı
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail uçakları, İran’a karşı yoğun bir bombardıman başlattı. ABD başkanı Donald Trump açıkladı ki operasyonun amacı İran’daki rejimi değiştirmektir.
Trump’ın bu tespiti 28 Şubat eylemlerini İran’a karşı saldırı değil, savaş olarak yorumlamamızı gerektirir. Ne var ki, uluslararası hukuka göre bağımsız bir ülkeye (İran’a) karşı savaş halinin başlayabilmesi için (a) 1648 Westphalia sisteminin veya (b) 1945 sonrasındaki BM sisteminin kurallarına uyulmuş olması gerekir.
Bu kurallar iki farklı sisteme göre nedir? (a): ABD ve İsrail’in İran’a savaş ilan etmiş olmaları veya (b): BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK’de) bu doğrultuda bir karar çıkmış olması gerekir.
28 Şubat operasyonu başladığında iki koşul da gerçekleşmemişti. Yani, İran’a karşı ABD ve İsrail fiilen (uluslararası hukuk-dışı) bir savaş açmış durumdadır. BM sisteminde hukuk-dışı bir savaşa karşı yaptırım uygulamak için BMGK onayı gerekir ve ABD vetosuna takılması kaçınılmazdır.
İki saldırgan ülkede Anayasa ihlalleri söz konusu mudur? İsrail’i bilmiyorum. Trump ise İran savaşını kişisel ve iddialı olarak sahiplenmektedir. ABD Anayasası’na göre savaş açma yetkisi Senato’dadır. İran operasyonu da Senato’dan geçmemiştir.
Venezuela operasyonu sonrasında Trump’ın “uluslararası hukuku umursamıyorum; beni sadece aklım ve vicdanım sınırlandırır” demeci kayda geçti. Önümüzdeki Kasım’da bileşimi değişecek Senato’da Trump’ın İran Savaşı nedeniyle de yargılanıp görevden alınması gündemdedir.
Troçkist IV’üncü Enternasyonal İran savaşını değerlendiriyor
Savaş arifesinde İran’da rejim karşıtı bir dizi protesto eylemi patlak verdi; çok sayıda ölüme yol açtı. Eylemler açıkça ABD tarafından kışkırtıldı; İsrail istihbaratı da etkili oldu. İran rejiminin baskıcı, özellikle sola ve kadın hakları savunucularına karşı acımasız, kanlı sicili de bilinmektedir.
Bu ortamda İran savaşı uluslararası sol tarafından nasıl değerlendiriliyor? Sosyalist Enternasyonal’in sicili lekelenmiştir; tarihsel ve anti-kapitalist Enternasyonal’ler mirasını temsil edemez.
Troçkist IV’ncü Enternasyonal’in bu mirası açıkça sahiplenen örgüt olduğunu düşünüyorum. Yayın organı World Socialist Web Site (WSWS), uluslararası işçi hareketinin devrimci birikimini bugüne taşıyan bir kaynaktır. ABD-İsrail saldırılarından hemen sonra WSWS yönetimince yayımlanan bildiri1bu bakımdan önem taşıyor.
WSWS yazısı Amerikan Emperyalizmi İran’ı Yok Etmeye Savaş Açtı başlığını taşıyor. Başlık olayın niteliğini, hedefini açıkça tespit ediyor. Amerikan emperyalizminin açtığı bir savaş söz konusudur. Hedef, ülkede insan haklarının tanınması veya İran’ın nükleer silahlanmasını önleyen 2015 tarihli BMGK kararının uygulanması değil, bir “rejim” veya “devlet” olarak İran’ı yok etmektir.
Nasıl? Yöntem hazırdır: “ABD ve İsrail’in Gazze’de icat ettiği ve 2 milyonluk bir nüfusa uyguladıkları yöntemlerin boyutu şimdi genişletiliyor ve 90 milyonu aşkın insanın yaşadığı İran’a taşınıyor. Sivil nüfustaki kayıplar askerî hedeflerin zorunlu bir sonucu değildir. Kitlesel cinayet doğrudan doğruya amaçlanmıştır.” Trump, herhalde, başkent Tahran’ı yaşanamaz hale getirdikten sonra zaferini ilan etmeyi hedeflemektedir.
WSWS yazısı ilk örnekleri sıralıyor: “Savaşın ilk günlerinde ABD Ayetullah Ali Hameney’i ve liderlerin bir bölümünü katletti. Kentler kesintisiz hava saldırısı altındadır. Hastaneler vurulmaktadır. Minab’ta bir ilkokul bombalandı ve 150’yi aşkın kız çocuk öldürüldü.”
“İran donanmasından bir gemi ülkesinden 3000 kilometre uzakta uluslararası sularda batırıldı, Sri Lankalılar 32 kişiyi kurtardı. 148 denizci öldü. Yasal ve coğrafî kısıtları umursamayan ölçüsüz bir kıyım kampanyasının örneğidir.”
WSWS bildirisi İran savaşını emperyalizmdeki son gelişmelere bağlamaktadır: “Venezuela’ya saldırıyı ve Küba’yı boğma hamlesini izleyerek genişleyen bir küresel saldırının son halkası İran savaşıdır. ABD, emperyalist tahakküme direnen her toplumu parçalayarak köleleştirmeyi hedeflemektedir.”
Eleştirel çözümleme bu tespitle son buluyor. Kapitalizmin çevresini sömürgeleştirerek, yağma ve soygunla genişlemesi emperyalizmin başlangıcıdır. Uzlaşmaz rekabetlerden kaynaklanan ve 20’nci yüzyılı milyonlarca kurbanla lekeleyen iki cihan savaşı bu dönüşümün kaçınılmaz uzantısı değil mi?
IV’ncü Enternasyonal’in birikimlerinden kaynaklanan önemli tespit ve uyarılar…
İran Tudeh Partisi’nin bildirisi
Komünist Tudeh Partisi İran’daki laik ve sol muhalefetin önde gelen bir temsilcisidir. ABD-İsrail saldırısından hemen sonra yayımlanan Tudeh bildirisini2bu nedenle değerlendirmek istedim.
Bildirinin başında ABD-İsrail’in İran’a saldırısında dinî lider Ali Hameney’in öldürüldüğü açıklanıyor. Tudeh’in siyasal-ideolojik tutumunu açıklamadaki terminoloji yansıtıyor:
Eylem, “İran topraklarına mücrim Netanyahu rejimi ile ABD emperyalizminin hain saldırısı” olarak betimleniyor. “Mücrim, hain” sıfatları ve “emperyalizm” vurgulaması açıkça kötü niyet ima etmektedir.
Saldırının (“eylemin”) ilk sonucu ise “gerici ideolojisi ile ülkeyi savaş eşiğine ve yıkıma sürükleyen diktatör ve rejimin Yüce Lideri Ali Hameney’in öldürülmesi” olarak özetleniyor; o kadar… Kötü niyetin hayırhah sonuç verdiği yargısından uzak durmaya özen gösterilmiştir.
Bildirinin devamına “Yüce Lider’e” dönük ağır eleştiriler eklenmektedir: “Ali Hameney, İslam Cumhuriyeti’nin yıkıcı politikalarına dönük protestoların kan dökerek bastırılmasının ana sorumlusuydu. Büyük sermayenin çıkarlarını gözeten iktisat politikaları izledi ve milyonlarca İranlıyı sefalete ve yokluğa sürükledi. Ailesi, yakınları da ulusumuzun servetini, kaynaklarını yağmaladı.”
“Rejimin liderinin ölümü, halkın kendi kaderine hakim olacağı bir gelişmeye açılımı ve özgürlüğün, adaletin ülkeye yerleşmesini başlatabilir.”
Bildirinin devamında emperyalizmin önerilerine kesinlikle karşı çıkılıyor; benzer gelişmelerin yakın coğrafyadaki kanlı ve yıkıcı sicili hatırlatılıyor: “Amerikan emperyalizmi, Rıza Pehlevi gibi İranlı ajanları ve ırkçı Netanyahu gibi bölgesel ortakları ile birlikte İran’ı ABD’nin bir yarı-sömürgesine dönüştürme tasarımı içindedir. Başarılırsa Libya ve Suriye’deki gibi İran da etnik-dinî iç savaşlara sürüklenecek; ulusal hükümranlığını yitirecek; belki de parçalanacaktır.”
Bildiri, özgürleşmenin ancak “İranlı işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, öğretmenlerin, kadınların, gençlerin öğrencilerin mücadeleleri” ile gerçekleşebileceğini özellikle vurguluyor: “Çok acılar çekmiş bu büyük milletin, ülkenin liderlerini ve güzergâhını belirleyecek olgunluğu, bilgeliği vardır. Yabancı saldırganların, yağmacıların, İranlı ajanlarının, içten veya dıştan getireceği liderlere muhtaç değildir.”
Tudeh, İran halkına hitap ediyor
Daha çok parti-içi kadrolara dönük olan aktardığım bölümlerin sonunda Tudeh doğrudan doğruya İran halkına hitap ediyor. Ana kesimlerini aktaralım:
Bugünkü kritik koşullarda ülkenin kilit altyapısını yok etmeyi hedefleyen ve yüzü aşkın kız öğrenci dahil, insanlarımızı öldüren vahşi bombardımanla sürdürülen savaş durdurulmalıdır.
Ülkenin ilerici güçlerinin özlemini çektiği özgürlük ve adalet güzergâhına bu koşullarda yönelmek mümkün değildir. Libya, Suriye, Yemen, Afganistan ve Irak’ta gerçekleşenler de bu tespiti desteklemektedir. Bu nedenle ulusal ve uluslararası tüm çabalar bir ateşkesin sağlanmasına odaklanmalıdır. İntikam söylemleri tutturan Amerika-İsrail saldırganları ile İslam Cumhuriyeti’nin savaş kışkırtıcıları barışa zorlanmalıdır.
İran’da bugünkü rejimi sürdürmek artık mümkün değildir. Israr etmek ülkenin dağılımına yol açabilir. İslamcı rejimin bugünkü liderleri sallantıdaki iktidarlarını korumak için Trump ve Netanyahu’nun önereceği koşulları olduğu gibi kabul edebilecektir.
Sevgili yurttaşlar, ülkenin özgürlük tutkunu güçleri:
İran’ın geleceğini yalnız İran halkı belirleyebilir.
Tüm siyasal, ideolojik ve sivil tutuklulara özgürlük.
Yaşasın barış ve ulusal bağımsızlık. Ulusal ve demokratik bir iktidarın inşası için ileri.”
Benden de Tudeh’e selam olsun…
1“American Imperialism Wages War of Extermination against Iran”, 5 Mart 2026.
“American Imperialism Wages War of Extermination against Iran”, 5 Mart 2026.
2Statement of the Tudeh Party of Iran, 28 Şubat 2026.
Statement of the Tudeh Party of Iran, 28 Şubat 2026.
