Altın Çakal ve boşluğun poetikası - 1
Bir öykü çözümlemesiyle başlayalım. Adı, Altın Çakal. Uğraş Abanoz’un öyküyle aynı adlı kitabının* ilk hikâyesi bu. Şöyle açılıyor:
“Köhne evde ışıklar yandı, paslı idare lambası parıldadıkça pedalizalar uçuştu, karagözü dağılmış ahırbağında nefti kertenkele etrafına bakıp kayboldu. Uzaklardan patos sesi geliyordu, cırcır böcekleri, motor homurtusu, nemli havada ahenkle karıştı, bir-iki damla düştü çinko dama, Abbas aldırmadı, aldırmazdı, ela gözünü kıstı, tütün kesesini açtı, kâğıdı dizine yatırdı, bıyığını emdi, avurtlarını kaşıyıp güldü, gülmek onda babadan kalma lekeydi, sebepsiz güleç olanlardandı. Kemikli parmaklarıyla çevirdi cigarayı, Erzincan tütününü kokladı, yalayıp yapıştırdı, lambanın titrek ışığına uzandı, gaz kokusuyla çekti ilk dumanı, çakal sesleri yankılanıyordu, kaşlarını çattı, ulumaya başladı.” (s.11)
Bu sinematografik sahne ışıkla aydınlanıyor, sesler ve renklerle devinip, kokuyla ve yine seslerle kapanıyor. Bu zamansal süreçteki her küçük hareket kıpırtılarla, titreşimlerle çoğalan sesin gölgesini duyuruyor. Duyulardan kurulmuş bir zaman bu. Zamanın bedenlendiği mekânı izleyen anlatıcı var bir de. Görme deneyimine tanık olduğumuz anlatıcı, nesnelerin kendine has özelliklerini anlatarak onlara şahsiyet kazandırıyor. Gerçekliğin zemini katılaşmaya başladığı anda bunun yönünü değiştiriyor. Sahnenin merkezindeki Abbas’ın dışarıdan gelen seslere karşılık vermesiyle, onun ulumasıyla gerçeklik birdenbire yeni bir boyuta taşınıyor. Sahneyi kesiyor yazar ve ardından bir suskunluk alanı, bir boşluk açıyor. Yeni paragrafa başlamadan önce ikisi arasına koyduğu minik bir yıldız işaretiyle yapıyor bunu.
Sonra anlatıcı değişiyor. İzleyen gözün yerini ilk paragraftaki izlenilen göz alıyor. Abbas konuşuyor bu bölümde. “Kazma omzumda sağa sola baktım, gün açmak üzere, fındık yapraklarına çiğ düşmüş, dallara değmeden yürüdüm, mısır tarlası hışırdadı, gök pembe, hava yumuşak…”
Abbas’ın ses tonuna bir önceki bölümdeki anlatıcının sesi sinmiş. Başta onun gibi görüyor çevresini Abbas. Cümlelerinde onun görme bilinci var. Ama kısa sürede değişiyor bu. Çünkü Uğraş Abanoz değişimin hikâyesini anlatıyor. Dışarıdan içeriye doğru adım adım yaşanan bir değişimin izini sürüyor. Abbas’ın mezar kazmak için........
