Kırmızı Buğday’da Çanakkale ve emperyalist bir devletin peşine takılma olgusu
Sokullu’da Rönesans’ın 2025-2026 sezonu Ahmet Büke’nin katılımıyla son romanı Kırmızı Buğday üzerine söyleşiyle kapandı.
Ahmet Büke çok önemli ve farklı bir edebiyatçı. Bir akademisyen gibi incelediği döneme ilişkin yoğun bir çalışma yapıyor, tezler ileri sürüyor ve tezleri bir tarihçi titizliği ile sınamak için kanıt topluyor.
Sadece Kırmızı Buğday’ı yazmak için dört yıl harcaması ve romanın kapsadığı her tarihsel dönem için bir yıla yakın çalışması bir yaşam disiplinine işaret ediyor.
Sonra akademik bir yayın olarak kaleme alsa ancak birkaç uzmanın okuyacağı tezlerini geniş hayal gücüyle edebi bir kurgunun içine yerleştiriyor. Böylece akıl taşıyan satırlar on binlere ulaşıyor.
Farklı bir kulvardan şu anda örmekte olduğumuz cepheye güç aktarıyor.
Bir süredir ileri sürdüğümüz tezimiz şu: Cumhuriyetçilerin birliği bir emekçi cumhuriyeti için mücadele ederken yolda örülecek.
1923 Devrimini, Kurtuluş Savaşını, yurtseverliği sınıf mücadeleleri ile harmanlıyor Ahmet Büke.İnsanlar bazen yanılsamalı olarak sınıf mücadelelerinin tarihin belirli dönemlerinde belirdiğini düşünürler, oysa sınıf mücadelesi tarihin her anına sinmiştir, dikkatlice araştırılmayı ve emekçilerden yana bir gözle bakılmayı bekler.
Kitaptaki Çanakkale Savaşı ile ilgili tez de çok önemli.
Bu köşede Osmanlının nasıl bir hile ile emperyalist paylaşım savaşına sürüklendiğini, Osmanlı tarafından satın alınan fakat Osmanlı kıyafeti giydirilmiş Alman komutanlar ve bahriyeliler tarafından........
