menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Petrol Ofisi’ni Vitol’e kaybettiğimiz gibi kaybediyoruz ülkemizi

13 0
19.07.2026

1920'lerin sonu ve 1930'ların başında sanayileşmeye çalışan genç Cumhuriyetin parası da petrolü de yoktu. Dünya petrol piyasası Batılı devlerin (Yedi Kız Kardeş olarak bilinen Exxon, Mobil, BP vb.) tekelindeydi ve fiyatlar Türkiye için çok pahalıydı. Türkiye bu tekelden kurtulmak için Kurtuluş Savaşı'nda yoldaşlığını gördüğü, emperyalist işgal güçlerine karşı devrim cephesinde birlikte olduğu SSCB ile yeni ve önemli bir işbirliğine gidecekti.

Genç cumhuriyetin Batılı petrol kartellerine bağımlılığını kırmak amacıyla 1920’lerin sonunda Türkiye’ye gelen Sovyet kurumu Neft Sendikat, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin petrol ürünlerinin üretimi, lojistiği ve satışı için kurduğu resmi petrol sendikasıydı. Kısa sürede enerji arzında devasa bir paya ulaştı. 1933 yılına gelindiğinde Türkiye'nin toplam petrol ithalatının yaklaşık yüzde 47'sini tek başına bu kurum sırtlıyordu. Üstelik Neft Sendikat’ın Türkiye’deki faaliyetleri yalnızca hammadde satışı ile de sınırlı değildi. İstanbul başta olmak üzere stratejik kıyılarda lojistik altyapı tesisleri kuruldu. İstanbul Belediyesi ile yapılan özel anlaşmalarla; Beykoz’da binlerce metreküplük devasa yakıt tanklarından oluşan Çubuklu Siloları, başka akaryakıt depolama alanları, teneke/varil fabrikaları, ofisler ve işçi lojmanları bu dönemde inşa edildi. Kurulan bu altyapı genç cumhuriyete, uluslararası tekellerin dayattığı yüksek fiyatları aşarak kendi yakıtını depolama ve dağıtma imkanı sağlayan ilk fiziki omurgayı sunmuş oldu.

İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı yeni durum karşısında Sovyetler Birliği'nin kendi iç kaynaklarını ve lojistiğini savaş ekonomisine göre yeniden planlaması üzerine, Neft Sendikat 1940 yılında Türkiye'deki varlıklarını satma kararı aldı. Söz konusu stratejik altyapıyı korumak adına 1941 yılında yürürlüğe giren Millî Korunma Kanunu kapsamında; bu köklü işbirliğinden türeyen Neft Sendikat'ın tüm tesislerini, depolarını Türkiye Cumhuriyeti satın aldı. Satın alınan bu altyapı ve bayiler ise Petrol Ofisi'nin kurulmasında temel yapı taşını oluşturdu. POAŞ kurulduğunda yüzde yüz devlete ait bir Kamu İktisadi Teşebbüsü idi. Kuruluşun........

© soL