Sedat Vural’la 'gerçek suçlu' üzerine…
Bir üst yapı öğesi olan hukuk, kimler tarafından (hangi güçler tarafından) yönlendirilip şekillendirilirse onların ve doğal olarak onları yönlendiren üretim tarzının amacına hizmet eder. O zaman yargıyı tehdit edenler, bağımsızlığını istemeyenler ya da sözde bağımsızlığı savunanlar da aynı egemenler olur. Egemen olanın, (kapitalizm, emperyalizm, emperyalist entegrasyon, uluslararası sermaye, çok uluslu güçler, neo-liberalizm, küresel güçler vb adı ne olursa olsun) şekillendirdiği özel çizgilerle yaratılan hukuk; medeni düzeni de, sosyal, kültürel, malî, ekonomik ve siyasal yapıyı da, sağlık, eğitim, adalet, iş ve ceza hukukunu da, vergi düzenini ve gelir dağılımını da, örgütlenmeyi de, devletin yapısını da belirler. Temel hak ve özgürlükler de hukuk yoluyla sınırlandırılır. Egemenler, kendi hukuksal ilişkilerini ve yönetim biçimini yaratırken, din ve çeşitli siyasî araçları da kullanarak kendi çizgileri içinde bağımsız ve demokrat olur; insan haklarını ve özgürlükleri kimileri için öne çıkarıp kimileri için geriye atar.
Yukarıdaki satırlar “Hukuk ve yargı üzerine tehditler” başlığıyla, emeklilik öncesi dönemde, 2 Eylül 2009’da Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan YARSAV Genel Sekreteri1 imzalı yazımdan. “Yetmez ama evet” destekli 2010 Anayasa değişikliğinden önce yaratılan kriz dönemi. Aradan yıllar geçti, siyasal iktidar aynı. Krizler siyasal ve ekonomik alanlarla birlikte, aynı hamam aynı tas tablosuyla, büyüyerek devam ediyor.
Söz konusu Cumhuriyet yazısı yayımlandıktan sonra çevremden aldığım olumlu değerlendirmelerin yanına bir de bende kayıtlı olmayan bir telefonla gelen sıcak bir ses eklenmişti: Avukat Sedat Vural… Kendisini tanıttıktan sonra diyalektik materyalizmle başlayan bir hukuk ve yargı analiziyle yazım üzerine takdirlerini iletiyordu. O günden bugüne hiç kopmadık; dostluğumuz, yoldaşlığımız güven,........
