menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hangi hukukla kurtuluş…

21 0
04.06.2026

Mutlak butlan tartışmalarında hukuk ve hukuksuzluğun ağızlarda sakız edilmesi ve çözümsüzlük batağı içinde kaybolunması “kuyuya atılan taş” deyimini ve 12 Eylül 1980 darbesini anımsatıyor.

Kuyuya atılan taş öyküsü bilinmez değil.

12 Eylül darbeydi ama beş generalden oluşan Milli Güvenlik Konseyi (MGK) daha ilk bildirilerinde darbenin meşruluğu için gerekçelerini “Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyetini kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur” sözleriyle, yani hukukla açıkladılar. Sonra da seçimle oluşan Parlamento ve içinden çıkan Hükümet feshedildi. 12 Eylül 1980’e kadar kurulmuş olan siyasi partilerin faaliyetleri yasaklandı. Ardından bütün siyasi partilerin tüm merkez, il, ilçe ve diğer şube teşkilatları, kadın ve gençlik kolları, temsilcilik, lokal ve diğer adlarla kurulan her türlü yardımcı kuruluş ve yan organları feshedildi.

Sonradan yargılanan MGK baş silahşorunun “ben kurucu iradeyim, yargılayamazsınız” sözleri kayıtlarda duruyor. Beş generalin bildirileri hukuk, kararları yasa oldu. 27 Ekim 1980 günlü Anayasa Düzeni Hakkında Kanun’la 1961 Anayasasında Türkiye Büyük Millet Meclisline, Millet Meclisine ve Cumhuriyet Senatosuna ait olduğu belirtilmiş bulunan görev ve yetkilerin 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren geçici olarak MGK’ce ve Cumhurbaşkanına ait olduğu belirtilmiş bulunan görev ve yetkilerin de MGK Başkanı ve Devlet Başkanınca yerine getirilmesi ve kullanılması öngörüldü. 12 Eylül 1980 - 6 Aralık 1983 arasındaki MGK, Kurucu Meclis ve Danışma Meclisi imzalı 669 kanun bir yandan yasama organı olmaksızın statü kazandı diğer yandan 2001 Ekimine kadar anayasal denetim dışında........

© soL