Taksim Hill Otel’in müdavimleri bunun değerini bilir…
DEM Parti milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, İmralı Heyeti üyesi, Öcalan’ın avukatlarından Faik Özgür Erol ve İmralı Cezaevi’nde 10 yıl 4 ay Öcalan’la kalan ve 2025 temmuz ayında yani süreç başladıktan 10 ay sonra tahliye olan Veysi Aktaş, İstanbul Taksim’deki Taksim Hill Otel’de bir grup gazeteciyle buluştu.
Buluşmada ben de vardım.
Taksim Hill Otel, İstanbul’un sivil toplum, entelektüel ve siyasi hayatının merkezlerinden biridir.
Hem merkezi olduğu için hem de sahibi solcu olduğu için otel son 30 yılda yüzlerce toplantıya evsahipliği yapmıştır.
Bu otelin salonlarındaki toplantılara son 20 yılda defalarca geldim.
Çoğu da barış ve Kürt meselesi ile ilgili toplantılardı.
Genelde otelin zemin katındaki havasız salonlarda yapılan bu toplantılarda Türkiye’nin bilinen bütün entelektüelleri, gazetecileri, sol ve demokrat siyasetçileri, aktivistleri biraraya gelip, zor meseleler üzerine konuşur.
O toplantıların hepsi iyi niyetlerle ve heyecanla başlar ama finalde o salon ve salondakiler genelde konuşulanların ve yapılması gerekenlerin ağırlığı altında kalırdı.
Taksim’deki bir otelin salonundan Ankara’daki siyasetçilere, askerlere, Washington’daki, Tel Aviv’deki zorbalara ya da inanmış bir örgüte sesini ulaştırmak veya sözünü geçirmek mümkün olmazdı.
Ama bu kez Taksim Hill Otel’in terasındaki bir salondayız. Boğaz görünüyor, yüzler gülüyor ve olmakta olan bir şey üzerine konuşuyoruz.
Fakat bu kadar iyi habere kimse alışık değil.
O yüzden pek çoklarına serap gibi görünüyor olmalı.
Daha kötüsü serap olmadığını bilip, yıllardır bu otelin salonlarında hep istenen bir şey tam olurken bundan memnun olmayanların hali.
İmralı Heyeti üyesi avukat Faik Özgür Erol, bu hayalkırıklığını ifade etti:
“Şundan hepimiz mustaribiz ve yıllar sonra bunu konuşacağız. Ben dünyanın herhangi bir yerinde bu kadar ağır acılara yol açmış bir savaş ortamını son erdirme çabasının, entelektüel anlamda bu kadar az destekle karşılaştığı az örnek gördüm. Bu da bence gurur duyacağımız bir tablo değil.”
Erol’un bu sözlerine sosyal medya iki gündür, bu sürece entelektüellerin destek vermemesinin ve güvenmemesinin ne kadar haklı ve meşru olduğunu söyleyen cevaplar geliyor.
Herhalde bu cevaplar hayal kırıklığını büyütmüştür.
Çünkü bu bir destek talebi de değildi, sadece bir durum tespitiydi.
Yoksa bir silahlı örgüt kendi isteğiyle silah bırakıp ve devlet de buna kapı açarken entelektüellerin desteğine pek de ihtiyaç yok.
Ama burada tuhaf ve ayıp olan örgüt ve devlet anlaşmışken buna köstek olmaya çalışmak.
100 bini aşkın insanın öldüğü ve yarım asır boyunca milyonlarca kişinin hayatını negatif etkilemiş bir şiddet defterinin kapanması karşısında başka hangi dert ve öncelik birinin yüzünü ekşitmesine neden olabilir ki?
Üstelik mevcut yasada ve müzakerede kimse kimseye kendinden bir şey vermezken, kimse için ortada bir kayıp yokken…
İktidara yarar diye enflasyonun düşmesinden rahatsız olmaktan farksız ve ahlaken daha da problemli bir pozisyonla karşı karşıyayız.
Siyasi iktidarlar yaptıkları her şeyi iktidarlarını korumak için de yaparlar. Sevmediğiniz iktidarın hayırlı işi ona siyaseten yarıyor diye bu o işi hayırlı olmaktan çıkarmaz.
Ne kadar........
