menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hendekteki dostlar, masada nereye gitti?

65 0
24.08.2026

Süreç için kurulan Üst Komisyon bugün Beştepe’de Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını yapacak.

Öcalan’ın da içinde olacağı PKK’nın silah bırakmasını teyit ve tespit edecek alt komisyon Silahsızlanma ve Siyasallaşma komisyonu kurulacak.

PKK ise silah bırakmada geri dönüşsüz bir adım daha attı ve çatışmalarda ölen ama öldüklerini duyurmadığı militanlarının listesini açıklamaya başladı. Onlar için çeşitli illerde taziyeler kuruluyor.

İşler ciddiyetle devam ediyor.

7 bine yakın aktif militan hala dağlarda. Onlar için bu yasa dağlarda ortalama dört yıl olan ömür süresini en az 40 yıl daha uzatmak demek.

Aileleri içinse çocuklarını her an polisin basacağı bir taziye çadırında örgüt flaması önündeki bir fotoğrafı dışında görme şansı demek.

5 bine yakın mahkum, yıllardır sürgünde yaşayan 100 bini aşkın siyasi mülteci ve hakkında davalar süren her an tutuklanma riskiyle yaşayan 100 binden fazla kişi ve aileleri içinse telafisi olmayan alternatif bir hayat şansı bu süreç.

Yakınları asker ve polis olan, her beklenmedik telefonda irkilen insanların derin bir nefes alması da demek.

Ama bazıları için bu süreç hala “bu iktidara yarar” demek.

Erdoğan’ın bir kere daha Cumhurbaşkanı adayı olması için DEM’liler el kaldıracak mı kaldırmayacak mı demek.

Türkiye’nin son 50 yılının anlatıldığı tarih kitaplarına mutlaka geçecek birkaç cümleden birine bu kadar dar bir yerden bakıyor ya da bakabiliyorlar.

Çeyrek asırlık bir iktidarın şerrinden nasibini almış insanlar için anlaşılır bir bencillik bu.

Ama bu bencilliğin kimseye faydası yok.

Bu süreç olmasaydı iktidarın şefkatli elleri mi açılacaktı? Ya da bu süreç olmasaydı iktidarın gideceği kesin miydi? Belki de 2015 7 Haziran’ındaki gibi süreç iktidara yaramayacak?

Ülkedeki herhangi bir meseleyle kıyas edilemeyecek kadar eski ve diğer meselelerle yarıştırılmayacak ölçüde büyük bir meselenin çözümüne bakışın ölçüsü bu olmamalıydı.

DEM Partililer bunu kabul etmekte zorlanıyor.

DEM Partililerin sitem ettikleri herhalde silah bırakan PKK’lıya “hayır silah bırakamazsın ben seni öldüreceğim” diyenler değil.

Onlardan bir beklentileri muhtemelen yok.

Kürtlere son 10 yılda dostluk göstermiş, müttefiklik yapmış muhalif çevrelere sitem ediyorlar.

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol’un sözleri bu hayati tartışmayı nihayet açmış görünüyor.

“Şundan hepimiz mustaribiz ve yıllar sonra bunu konuşacağız. Ben dünyanın herhangi bir yerinde bu kadar ağır acılara yol açmış bir savaş ortamını son erdirme çabasının, entelektüel anlamda bu kadar az destekle karşılaştığı az örnek gördüm. Bu da bence gurur duyacağımız bir tablo değil.”

Aslında PKK-DEM siyasetinin ve Öcalan’ın bu süreci yürütürken muhalefete sırt döndüğü bir an bile olmadı.

Hatta süreci riske edebilecek ölçüde iktidarla mesafeli durdular.

Meclis’te ilk ve ikinci komisyon muhalefetin sürecin içinde olması için kuruldu. Bu komisyon fikirleri de doğrudan Öcalan’ın önerileriydi.

Hatta Öcalan en son tartışılan “Demokrasinin yolu Silivri’den değil İmralı’dan geçer” sözlerinde doğrudan Özgür Özel’e seslenmişti:

“Özgür Bey’e özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kurulu’na katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. ‘Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, Cumhur İttifakı ile birleştiler, bizi mi yok edecekler?’ diyorlar ya… Her gün hukuk ve demokrasi diyorlar. Bunun yolu bu çalışmadan geçer. Biz AKP’lilerle değil, devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz. ‘Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şanstır’ demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.”

Ama muhalifler için iktidarla masaya oturmak ihanetle suçlanmak için yeterli. Meselenin içeriğiyle ilgilenmiyorlar.

Özgür Özel ipleri koparmamak için çabalıyor ama yalnız görünüyor.

Süreç ilerledikçe muhalif çevrelerin sırasıyla Öcalan, PKK ve DEM’e eleştirileri artıyor.

Bunun kaçınılmaz olduğunu bu sütunda bir yıl önce yazmıştım.

Ama bu kadar hızlıca belaltı düzeyine düşeceğini tahmin etmemiştim.

En son bütün kariyerini Davutoğlu ve “Amerikanın piyonu İslamcılar” üzerine vampir hikayeleri anlatmakla yapmış bir akademisyen, bütün süreci 78 yaşındaki Öcalan’ın nikah hayaliyle açıkladı.

Meğerse 27 yıldır İmralı’da hapiste yatan Öcalan, deniz kenarında bir evde eşiyle Netflix dizileri izlemek için halkına ihanet ediyormuş.

Bir orta sınıf akademisyenin hayali bu olabilir ama milyonlarca insan tarafından yarı Tanrı gibi görülen bir liderin bencilliği bu kadar ucuz olmaz!

Daha PHD’si olan, kibar eleştiriler ise sürecin şeffaf olmadığı, Öcalan-Erdoğan-Bahçeli gibi üç otoriter figür arasındaki bir pazarlıktan ibaret olduğu topluma anlatılmadığını, kimseyle konuşulmadığını, entelektüellerin böyle bir iktidarın yaptığı bir sürece destek vermemesinin normal olduğunu söylüyor.

Bu eleştirilerde Öcalan’a yüklenilip Demirtaş korunarak Kürt kamuoyunun herhalde yakalanacağı düşünülüyor.

Dünyanın bütün barış süreçleri liderler, elitler ve meselenin tarafı olan aktörler arasında olur.

Mesela silahlı bir örgüte silah bırakmak istiyorsanız o silahlı........

© Serbestiyet