“Halkın dinî duygularını istismar”ın tuhaf geri dönüşü
2002 yılı 3 Kasım seçimlerinden bir gün önce ANAP lideri Mesut Yılmaz son mitingini İstanbul Maltepe meydanında yaptı.
Anketlerde barajı geçemeyeceği görülen ANAP’ın mitingi herkesi şaşırtmıştı.
Koca bir meydan dolmuştu.
Mesut Yılmaz, kürsüden pek de heyecanlı olmayan bir tonda “Bugün, Türkiye zengin bir ülke olmakla, Ortadoğu’nun cehenneminde gömülmek arasında bir yol ayrımındadır. Biz Türkiye’yi, Ortadoğu bataklığından kurtarıp, AB’ye götürmek için uğraşıyoruz” derken meydanda bir anda büyük bir tezahürat sesi yükseldi.
Yılmaz, tezahüratlar sürerken konuşmasını sürdürdü.
Çünkü alkışlanan o değildi. Kürsünün arkasında video wallde bir an için görülen Antalya Milletvekili adayı, eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun’du.
Denizolgun, Süleymancıların ya da cemaatin kendine verdiği adla Süleymanlıların lideriydi.
Meydanı hınç hınç dolduranların yüzde 90’ı da cemaatin mensuplarıydı.
Türkiye’nin her yerinden otobüslerle mitinge getirilmiş kadınlar ve çocukların da olduğu cemaat mensupları Denizolgun’u videowallde gördükçe alkışlıyor, ellerindeki ANAP bayraklarını yol kenarlarında sererek cemaatle namaz kılıyordu.
ANAP o seçimde yüzde 5 alarak baraj altında kaldı. Denizolgun’un aday olduğu Antalya’da cemaatin kalesi Alanya’da ise yüzde 23 alarak birinci parti olmuştu.
2000 yılında Kacar öldüğünde yerine Süleyman Hilmi Tunahan’ın kızlarından birinin oğlu olarak geçen Ahmet Arif Denizolgun’un dini bir eğitimi yoktu.
Mimar Sinan Mimarlık mezunuydu, New York’ta işletme yüksek lisansı yapmıştı, binicilik, tenis ve bilardoya meraklıydı.
İlk olarak 1991 yılında ANAP’tan aday olmaya çalışmış ama aday yapılmamıştı.
Çünkü o sırada cemaatin lideri olan Kemal Kacar, DYP’yi destekleme kararı almıştı.
Meclis’e 1995 yılında Refah Partisi’nin Antalya milletvekili olarak girmişti. Partinin oylarını Antalya’da ikiye katlayarak.
Ama 28 Şubat sürecinde RP kapatılınca yeni kurulan FP’ye geçmemiş ve bağımsız kalmıştı.
Bu sırada kurulan ilk Mesut Yılmaz Anasol-D hükümetinde Ulaştırma Bakanlığı yapmıştı. Gazipaşa Havalimanı’yla ilgilenmişti.
1999 seçimlerinde DYP’den Antalya milletvekili adayı olup seçilmemişti.
2002’de de AK Parti’nin kurucuları arasında olan kardeşinin aksine ANAP’tan şansını denemişti.
Ama bu kez cemaat lideri olarak cemaat mensuplarını da peşinden sürüklemişti.
Süleymancılar hem siyasete uzak hem de siyasete meraklı bir cemaat olageldi.
Bütün diğer dini cemaatler gibi Süleymancılar da Cumhuriyet’in tarikatları kapatması ve din eğitimini yasaklamasının........
