İslam ve düşüncede yerlilik
Yerlilik ile millilik birlikte vurgulandığı için çok sık karıştırılıyor. Lakin farklı şeyler. Millilik bazı düşüncelere kapı açar ancak başka bazı düşüncelere de kapıyı kapatır bir gafilane aidiyettir. Yerlilik ise düşüncede tevazu ve duyarlılığı doğuran bir farkındalık halidir. Yerlinin aidiyeti haddini bilmesidir. Haddini bilen her yerde hürmet görür. Haddini bilmeyen ise etrafına mutabakat sağlayamaz. Yerini bilenin bir dünyası vardır. Dünyada yeri olmayan ise dünyanın her yerinde olsa bile yersizdir.
İslam hem yerli hem de evrenseldir. Yerli olduğu için evrenseldir. İslam, Arap dilinin ve kültürünün içinden zuhur ettiği için evrensel olabilmiştir. İslamın coğrafya ve zaman içindeki yayılış ve genişlemesine baktığınızda da bu yerliliğin hep hükümferma olduğunu görüyoruz. Muhtelif mezhepleri, çeşitli İslami disiplinleri doğuran şey yerliliktir. Mesela Arapça grameri Arap Müslüman için yerlilik değildir, dini bir ihtiyaç da değildir. Fakat Arapça dilini ve gramerini öğrenmek Fars Müslümanı için yerliliktir. Arap değilsen, Arap olmamanın sonuçlarını gözetmek, gereğini yapmak yerliliktir. Ceziretül Arab’da yaşayan, Peygamber zamanındaki besatetten (basitlikten) henüz uzağa gitmemiş olan Müslümanların “ehl-i hadis” olması doğru olandır. Ondan farklı bir mekan ve bağlamın Müslümanı olanların “ehl-i rey” olması aynı şekilde doğru olandır. İslamiyet yer’den yer’e evrenseldir. Yerlilik yerlilik büyüyen/yayılan bir İslam vardır.
Düşünce sadece yerli olduğunda düşüncedir ve evrenseldir. Marx Avrupalı olduğu için yerli ve evrenseldir. Türkiye’de Marx olunamaz, Marx evrenselliği yakaladığında bile Türkiye’de yerliliğin yerini alamaz.........
