Omelas’ın bodrumundaki milyonlar ve ana muhalefetteki kör dövüşü
Siyasetin buhranlı dönemlerinde, olayların yüzeyindeki gürültü çoğu zaman asıl trajediyi perdeler. Ana muhalefet partisinin son dönemde içinden geçtiği çalkantılı süreç de tam olarak böyle bir körleşmeye işaret ediyor. Parti tabanı ve aktörleri, eşit oranlarda olmasa da fiilen ikiye ayrılmış durumda. Ancak asıl vahim ve distopik olan bu ayrışmanın kendisi değil; ayrışan grupların birbirlerini alt etmek için kullandıkları dil, seçtikleri cephanelik ve içine düştükleri akıl tutulması.Taraflar, iktidarın yıllardır ustalıkla inşa ettiği, sınırlarını bizzat belirlediği kutuplaştırıcı diskuru aynen benimseyerek, birbirlerini malum “iltisak” iddiaları üzerinden suçlama yarışına girmiş durumdalar. İktidarın, muhalefeti terbiye etmek ve siyasi alanı daraltmak için icat ettiği bir silahın, bugün ana muhalefetin kendi iç hesaplaşmasında pervasızca kullanılması; siyasi miyopluğun ötesinde, içselleştirilmiş bir otosansür ve boyun eğiş halidir.
Omelas’ın Bodrumundaki Milyonlar
Bu durumu ve toplumun sürüklendiği çaresizliği anlamak için Ursula K. Le Guin’in çarpıcı “Omelas’ı Bırakıp Gidenler” alegorisini hatırlayalım. Hikayede Omelas, refah, mutluluk ve güzellik içinde yüzen ütopik bir şehir. Ancak bu şehrin kusursuz mutluluğu, karanlık, rutubetli bir bodrum katında sürekli acı çeken, sefalet içinde yaşamaya mahkum edilmiş tek bir çocuğun varlığına bağlı. Şehirdeki herkes o çocuğun orada olduğunu bilir. Bazıları kendi konforları ve şehrin bekası için bu durumu kabullenir, seçici bir duyarlılıkla görmezden gelir. Gerçekle yüzleşmeye dayanamayan vicdan sahipleri ise hiçbir şey söylemeden, sessizce Omelas’ı bırakıp giderler.
Bugün Türkiye’nin siyasi ve hukuki manzarası, devasa bir Omelas’ı andırıyor. Fakat çok acı bir farkla: Bizim karanlık bodrumumuzda, hukuksuzluğun zindanlarında bedel ödeyen tek bir çocuk yok. Adil yargılanma standartlarından mahrum bırakılmış, evrensel hukuk ilkeleri çiğnenerek suçlanmış, kaybedilen koca nesiller var.
Rakamlar yalan söylemez. Bugün Türkiye’de 3 milyondan fazla insana (TCK 314 kapsamında) adli işlem yapılmış durumda (https://www.hukukihaber.net/turkiyede-kac-terorist-var-tck-314-istatistikleri-uzerinden-degerlendirme). Adli istatistiklerin soğuk yüzünün arkasında, aileleriyle birlikte düşünüldüğünde en az 10 milyon insanın doğrudan etkilendiği, toplumun hücrelerine kadar sızmış devasa bir hukuksuzluk yatıyor. Üye sayısı terörle suçlanan insan sayısından az da olsa yaklaşık 2 milyon olan bir ana muhalefet partisinin, toplumun her kesimine sirayet etmiş bu devasa furyadan, önünü alamayan yargısal enflasyondan ve ucu açık suçlama diskurundan azade kalabileceğini düşünmesi akıl alır gibi değil.
Bugüne kadar AİHM kararlarının sistematik olarak görmezden gelinmesine ve devletin adil yargılanma hakkını sağlama konusundaki en temel........
