menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Neden enkaz altında kaldık? (11): Enkazın altından çıkmak için on bir adım

15 0
16.09.2026

On yazı boyunca raporların uygulanmamasını, yapı stokumuzu bilmememizi, risk üreten imar kararlarını, eğitim ve mesleki yetkinlik sorunlarını, şantiye şefliğini, yapı denetimini, teslimden sonra binaların sahipsiz bırakılmasını, imar aflarını, değişen deprem bilgisinin mevcut yapılara yansıtılmamasını ve yıkım nedenini ortaya koyamayan yargılamaları konuştuk. Bunlar birbirinden kopuk başlıklar değil. Bir binanın yer seçiminden projesine, yapımından kullanımına, denetiminden enkazına kadar uzanan tek bir sorumluluk zincirinin halkalarıdır.

Bu son yazıda yalnızca eksikleri sıralamak istemiyorum. Çünkü yapılan iyi işleri, harcanan emeği ve sağlanan ilerlemeyi görmezden gelmek hem haksızlık hem de yanlış olur. Daha önemlisi, başarılı örnekler bize bu ülkede risk azaltmanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Başarabildiğimizi gösteren işler var.

İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi, kısa adıyla İSMEP, en önemli olumlu örneklerden biridir. Proje; afet yönetimi kapasitesinin geliştirilmesini, okul ve hastane başta olmak üzere öncelikli kamu yapılarının güçlendirilmesini veya yeniden yapılmasını, yapı ruhsatı ve imar mevzuatı uygulamalarının iyileştirilmesini birlikte ele aldı. İSMEP, bütün İstanbul’un riskini ortadan kaldırmış değildir. Fakat kamu iradesi, bilimsel önceliklendirme, yetkin uygulama ve uzun vadeli finansman bir araya geldiğinde yüzlerce kritik yapının daha güvenli hâle getirilebileceğini kanıtlamıştır (Dünya Bankası: İSMEP’in on yıllık birikimi; İPKB: güçlendirme ve yeniden yapım çalışmaları).

Yerel yönetimlerde de değerli birikimler oluştu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2019’da başlattığı hızlı tarama çalışmasını yurttaş başvurusuna açık bir sisteme dönüştürdü. İzmir Büyükşehir Belediyesi Bayraklı ve Bornova’da 94 bin 773 yapı için bina kimlik belgesi oluşturdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İMO Kocaeli Şubesi ve üniversitelerin iş birliğiyle 1999 öncesi yapı stokunun geniş ölçekli taraması yapıldı. Bunların hiçbiri tek başına ayrıntılı deprem performans analizi değildir; zaten amaçları da bu değildir. Envanter ve hızlı tarama, ayrıntılı incelemeye nereden başlanacağını gösteren zorunlu ilk adımdır (İBB Bina Tespiti; İzmir yapı envanteri; Kocaeli yapı envanteri çalışması).

Kayseri’de Büyükşehir Belediyesi, ODTÜ ve İMO iş birliğiyle düzenlenen deprem mühendisliği, hızlı tarama ve hasar tespit eğitimleri; yerel teknik kapasitenin nasıl geliştirilebileceğine dair bütün Türkiye’ye örnek olabilecek uygulamalar ortaya koydu. Deprem ve Afet Eğitim Merkezi girişimi de afet bilincinin yalnız uzmanlara değil, her yaştan yurttaşa ulaştırılması bakımından değerlidir (Kayseri’de deprem ve hasar tespit eğitimi; Kayseri Deprem ve Afet Eğitim Merkezi).

Hatay’da, yıkımın ve kaybın ağırlığına rağmen sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının ve İMO Hatay Şubesinin ısrarlı çalışmaları da umut veriyor. Bilimsel güçlendirme, deprem ve hukuk, bilirkişilik, yapı güvenliği ve kentin yeniden kurulması üzerine düzenlenen toplantılar yalnızca mesleki faaliyet değildir; 6 Şubat’ın unutulmaması ve derslerin kayda geçirilmesi için verilen bir hafıza mücadelesidir (İMO Hatay: bilimsel güçlendirme hayat kurtarır; İMO Hatay: Deprem ve Hukuk semineri).

İMO’nun birikimi kamu politikasına dönüşmeli.

Bu dizi boyunca en fazla başvurduğumuz kaynaklardan biri İnşaat Mühendisleri Odasının çalışmaları oldu. Bunun nedeni kurumsal yakınlık değil; İMO’nun depreme karşı güvenli yapılaşma konusunda Türkiye’deki en geniş mesleki hafızalardan ve teknik birikimlerden birine sahip olmasıdır. Genel Merkezin son dönemde yapı stoku, yetkin mühendislik, şantiye şefliği, yapı denetimi, bilirkişilik, mühendislik eğitimi ve meslek içi eğitimi aynı program içinde ele alması son derece kıymetlidir. 2026–2028 Çalışma Programı, bu alanlarda somut çalışma başlıkları belirlemektedir (İMO 50. Dönem Çalışma Programı).

İMO Genel Merkezin deprem yargılamaları konusunda Yargıtay’a ulaşması, riskli yapıların belirlenmesi için açık çağrı yapması ve imar barışından yararlanan binaların zorunlu olarak incelenmesini istemesi; ayrıca bütün şubelerle birlikte yürüttüğü “Talebimiz Geleceğimiz” kampanyasıyla mesleki sorunları görünür kılması, bir meslek kuruluşunun yalnızca sorun tespit etmediğini, çözümün de takipçisi olabileceğini gösteriyor. (İMO’nun Yargıtay’a yazısı; riskli yapılar için çağrı; imar barışlı binalarda güvenlik talebi).

İMO’nun ve şubelerinin bilgi üretmesi yetmez; bu bilgi karar süreçlerine zamanında dâhil edilmeli. Meslek odalarına mevzuat yayımlandıktan veya bina yıkıldıktan sonra görüş sormak katılım değildir. İMO, envanter standardından yetkinlik sistemine, denetim modelinden yargılama protokolüne kadar bütün temel kurullarda kurumsal olarak yer almalıdır.

Dünya Bankasına özel teşekkür.

Bu noktada Dünya Bankasına özel olarak teşekkür etmeden geçemem. Dünya Bankası, 1999 sonrası yeniden yapılanma çalışmalarından İSMEP’e, okulların ve kamu binalarının dayanıklılığından belediye altyapısına, 6 Şubat sonrası iyileşme ve yeniden inşa programlarına kadar uzun yıllardır........

© Serbestiyet