Kürtler’den nereden koptu?
30 Ocak tarihi itibarı ile organize bir hal almış ve hemen hemen toplumsal kesimlerin büyük çoğunluğunda vücut bulmuş Kürtleri aşağılama seansı çok büyük bir kırılmaya giderken atlatılmış görünüyor.
Evet, 30 Ocak Şam yönetimi ile Kürtler arasında yapılan anlaşma, tarifi imkânsız bir kırılmayı engelledi gibi duruyor şimdilik.
Aynı şekilde Kürtler açısından da yeni bir kırılmanın fitilini ateşledi bu oluşan tablo.
Kürtler artık sorgulayan ve sahiplenen bir davranış koduna sahip olma ruh haline kavuşmanın ilk adımına kavuşmuş bir hale geldiler.
Son 45 yıldır örgüt ve partiler parantezine sıkıştırılmış Kürtlük bilinci, bu zincirlerden kurtulup kendi var olma duygusuna doğru baraj kapakları açılmış gibi aktı.
Milyonlarca Kürdün içinde bulunduğu ve onu sadece şiddet sarmalı ile ifade eden bu kısır döngüyü de kıracak bir akışın önünü açmış görünüyor.
Hayal kırıklığı, umutsuzluk ve güvensizlik bıçak yarası gibi yaralarken, kendi özüne dönme duygusu bu yaraları acısız bir hale dönüştürdü.
Kürtlere yönelik aşağılayıcı dil ve hareketler, Kürtlerde bir karşı öfke dalgası yaratmak yerine birbirlerini sahiplenme duygusuna dönüştü ve bu dönüşüm nefret dalgası önünde bir dalgakıran olarak duruyor.
Barış sürecinin varlığı hassasiyeti ile DEM Parti’nin 2014 Kobani olayları gibi bir şiddet ve provokasyon yaşanmasın adına girmiş olduğu sakinlik tonlu hareketlilik ve yaşananları bir bütün olarak omuzlama kaygısı içerisindeki ikilem ile Kürtlerin hemen hemen dünyanın her yerinde ayağa kalkması ile siyasetin bu yükünü omuzlaması ve siyaset parantezi dışına çıkarmasıyla beraber barış sürecinin adreslerinde de bir çoğalma yarattı.
Artık her kesimden Kürtler birer adres oldular.
Bu, yaşanabilecek büyük kırılmalar karşısında topyekûn bir direnç oluşturmaya aday bir fotoğraftır.
Derler ya, Kürtlerin duygusal kırılması, son yıllarda özellikle Türkiye’deki Kürt meselesi tartışmalarında sıkça kullanılan bir kavramdır.
Bu ifade, genellikle kolektif bir hayal........
