menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kahve Falının Uğultusu: Sanal Sanılanın Fizikselliği

20 0
23.08.2026

Ailecek en sevdiğimiz şeylerden biri türk kahvesi. Bunun sayısı bizim evde günde üçü bulabiliyor. Her seferinde fincanlar kapanır, biri “bak burada bir yol var” der, öteki “yol değil o, kuş” der ve fincan elden ele gezer.

Geçtiğimiz hafta ailemi ziyarete gittiğimde bu rutin normalden biraz farklı işledi. Fincanın fotoğrafı çekildi, telefona yüklendi, yapay zekâya soruldu, cevap sesli okundu. Gelen cevap aile grubuna atıldı.

Ben su tüketimini önemseyen, iklim adaleti üzerine kafa yoran biri olan ben; bunda bir sakınca görmedim. Maliyeti olduğunu biliyordum, hesabını merak edecek kadar da ilgiliydim. Yine de yaptığımız şeyin bana ait bir vebal olduğunu bir an bile düşünmedim.

Bu yazı o rahatlığı savunmak ya da onun için özür dilemek üzere yazılmadı. Rahatlığın kendisi bir bulgu çünkü: farkında olan biri bile bu ölçeğin karşısında hiçbir şey hissetmiyorsa, sorun yalnızca bilinçte değil; asıl mesele, sorumluluğun nerede ve kimin üzerinde tanımlandığında.

Tam bu sorgulamaların içerisindeyken 18 Ağustos 2026’da Resmî Gazete’de Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) yayımlandı: kırk dört sayfa, dört eksen, on altı eylem. Hedefler arasında 2030’a kadar en az 1 gigavat yapay zekâ ve veri merkezi kurulu gücü, 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımı, bir de 5 milyon vatandaşa yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi var.

Belgenin kendi mimarisinde enerji birinci katman; yani en altta, her şeyin üzerine kurulduğu yerde duruyor. Yıllık en az 10 teravatsaatlik düşük karbonlu elektrik satın alma anlaşması öngörülüyor, sözleşmelerde en az yüzde 60 düşük karbonlu elektrik şartı aranacağı yazıyor, izleme çerçevesinde Güç Kullanım Etkinliği’nin yanı sıra Su Kullanım Etkinliği de var, atık ısı geri kazanımı bile gündemde, sorumlu kurumlar arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sayılıyor.

Ama bu başlıkların hepsi tek bir soruya cevap veriyor: elektrik nereden gelecek, karbonu ne olacak, verimlilik oranı kaç?

Hiçbiri şu soruya cevap vermiyor: bu tesis kimin yanına kurulacak ve o kişi ne zaman, nasıl söz sahibi olacak?

Kırk dört sayfanın hiçbir yerinde “gürültü” kelimesi geçmiyor.

Bizim yaptığımız elbette tekil bir şey değil. Yapay zekâ gündelik hayata yalnızca işimizi hızlandıran bir araç olarak değil, birbirimize gönderdiğimiz küçük oyunlar üzerinden de giriyor: kahve falı yorumlatıyor, doğum tarihimizden kişilik analizi çıkarıyor, hangi roman karakterine benzediğimizi soruyoruz. Birinin paylaştığı prompt kısa sürede elden ele geziyor; tek tek önemsiz görünen bu eğlenceler, bir araya geldiğinde büyük bir kullanım ölçeği yaratıyor.

Ben de önce bizim küçük eğlencemizin karşılığını merak ettim. Bir kahve falını yapay zekâya yorumlatmanın elektrik, su ve karbon hesabı neydi? Bu sorunun cevabını şirketlerin kendisinden almak sanılandan zor.

Google, Ağustos 2025’te bu konudaki en ayrıntılı ölçümü yayımladı: medyan bir metin sorgusu 0,24 watt-saat elektrik harcıyor, 0,03 gram karbondioksit eşdeğeri salıyor, 0,26 mililitre su tüketiyor. Şirketin kendi beyanı bu, ama arkasında hesabın nasıl yapıldığını adım adım anlatan teknik bir rapor var.

OpenAI’ın rakamı ise böyle bir belgeden değil, genel müdürü Sam Altman’ın 10 Haziran 2025 tarihli kişisel blog yazısından geliyor: ortalama sorgu 0,34 watt-saat, bir çay kaşığının on beşte biri kadar su. Metodoloji yayımlanmadı; “ortalama sorgu”nun ne olduğu, hangi istek türlerinin bu ortalamaya girdiği belirsiz. Anthropic’in ise........

© Serbestiyet