Günahkârlar kalesi
Kenarda Okan Buruk neyin dansını yapıyor? Takımı oyunda değil, toplar F-16 gibi gökyüzünde uçuşuyor. Sanki futbol sahası çimlerin üzerine değil, hava sahasına inşa edilmiş. Kaleci topu Osimhen’e nişanlıyor, Osimhen ofsayta koşuyor, Barcelona futbol oynuyor, Okan Buruk ise kenarda kendisine büyük bir haksızlık yapılmış gibi tepiniyor. İnsan merak ediyor: Bu oyunun tam olarak neresine itiraz ediyor? Kendi hazırlamadığı kısmına mı?
Sevgili Muharrem Erbey’in ‘’Günahkârlar Kalesi ‘’adında bir nehir roman dizisi var. Okumanızı tavsiye ederim. Barcelona karşısında 4-1 kaybedilen maçın günahkârlar listesini çıkarmak gerekirse, listenin başına Okan Buruk’u yazmak için edebiyat eleştirmeni olmaya gerek yok.
Adam Şampiyonlar Ligi’ne katılmış ama belli ki Barcelona’nın da bu turnuvaya davet edildiğinden habersiz. Sanki rakip maç sabahı Mars’tan gelmiş, futbolu da beraberinde getirmiş!
İnsan hiç değilse zahmet edip rakibinin nasıl oynadığına bakar. Barcelona’nın ne yaptığı, neyi amaçladığı, hangi alanı nasıl kullandığı devlet sırrı değil. Ama ortada bir hazırlık emaresi yok. Oyun planı diye sofraya sürülen şey, kaleciden Osimhen’e gönderilen uçan balonlar. Madem bütün taktik mühendisliğiniz bundan ibaret, bari Osimhen’e ofsayttan nasıl sakınılacağını çalıştırsaydınız. Adamın ofsayta düşmesini saymaktan yoruldum. Barcelona savunması da herhâlde hayatında bu kadar kolay bir mesai yapmamıştır.Fakat asıl mesele Okan Buruk değil. Onu mümkün kılan futbol kültürü.
Türkiye futbolunun en büyük marifeti, oyunu ortadan kaldırıp yerine skoru koymasıdır. Hasbelkader bu maç 1-1 bitseydi, hatta mutlu bir kaza sonucu Galatasaray 2-1 kazansaydı,........
