Tüm zamanların sloganı: Üreten Biziz, Yöneten de Biz Olacağız!
Yukarıdaki karikatür Yeraltı Maden İş Sendikası’nın Maden İşçisinin Sesi gazetesinde 1975 yılında yayımlanmış. Sağa giden ok gidişatı, sola giden ok gelecek olanı ima ediyor. Gidişat şöyle: İşçi tek başına tüm yükü taşıyor ve sermaye ile siyasi iktidara çıkan kömürü veriyor. Gelecek olan ise şöyle: İşçiler birlikte olduğunda ve gidişatı değiştirmek için harekete geçtiğinde kömür kendilerinde kalıyor; yani artık hem üretiyorlar hem de kendi emeklerinin ürünü olan kömür üzerinde söz ve karar hakları oluyor. Bu karikatürün bize anlattığı gerçeğe dönüşmeye başlıyor ve yaklaşık beş sene sonra Yeni Çeltek madencileri bir buçuk ay kadar hem işyerini hem de kömürü fiili olarak yönetiyor. Bu hareket 12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte şiddetle bastırılıyor.1
Üretenin yöneten olduğu Yeni Çeltek deneyimini bir an olarak düşünelim. Bu anda, sınıf kendisini kolektif ve siyasal bir özne olarak kurmaya başlıyor. Bir yandan da sadece üretim noktasında değil, kapitalizmin yeniden üretildiği gündelik hayatta da ilişkiler dönüşüme uğruyor. Bu ilişkilerin dönüşme potansiyeli, insanların kendi hayatları hakkında söz ve karar yetkisine sahip olmasıyla gerçekleşiyor. O döneme şahitlik eden ve mücadeleye katılanların anlattığından anlaşıldığı gibi, bu süreçler ilmek ilmek örülmüş. Örneğin, Yeraltı Maden İş Sendikası’nın işçiler tarafından sahiplenilmesi, kömür üzerinden gelişen şiddetli saldırılarda birlik olunması, üç büyük grev, işçi konseyinin ve direniş komitelerinin oluşumu gibi hepsi aynı dönüşüm mekaniğinin parçası olan çok çeşitli mücadele pratikleri........
