MEXT’ten next olmaz
Önceki yazı: 5G sadece daha hızlı bir internet mi?
MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) kendi bünyesinde dijital dönüşüm, 5G yapay zekâ, endüstriyel internet, dijital fabrika, yeşil dönüşüm gibi konularda MEXT adında bir Dijital Teknoloji Merkezi kurdu. (MEXT; MESS’in ME’si neXT’in XT’ini birleştirerek dijital dönüşüm ve gelecek ilişkisi üzerinden burjuvazinin yaptığı kötü bir kelime oyunu.) MEXT’i ilk elden MESS’e bağlı orta ve orta-ileri şirketlerde “dijital olgunluk” seviyesini ölçerek teknoloji entegrasyonu, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm yol haritaları ve uygulamaları gerçekleştiren teknoloji üssü olarak düşünelim.
Koç Holding 100. yıl etkinliğinde “kartlar yeniden dağıtılıyor” derken sadece askeri bir güçten bahsetmiyor. Kapitalizm dünyaya egemen olduğu bu dönemde, mali oligarşik yapıların üretim, ticaret, hammadde, enerji, tedarik zinciri, madencilik, emek gücü vb. ağ yapısıyla tüm artı değer zincirini küresel ölçekte dijital dönüşümle beraber, algoritmik kontrol biçimleriyle yeniden organize etmektedir. 2016’da TÜSİAD, Boston Consulting Group (BCG) ile hazırladığı “Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0: Gelişmekte Olan Ekonomi”[1] metnini yayımlayarak bu dönüşümün dışında kalmalarının kendileri adına ölümcül olduğunu ilan etmişti.
Türkiye kapitalizmi, kapitalist-emperyalist sistemin “endüstri 4.0” dediği biçimlerle, düşük-orta teknoloji kullanımının yetersizliği ile karşı karşıya gelmiştir. Türkiye kapitalizmi mutlak artı değer sömürü biçimleriyle sınırlı kalamayacağı için göreli artı değer sömürüsünü yükseltmek ve aynı zamanda üretim otomasyonu, 5G, yapay zekâ, makine öğrenmesi, nesnelerin interneti (IoT) ve veri merkezleri ile kapitalist-emperyalist sistemle entegre olmak zorundadır. Bu yüzden bu gelişmeler emperyalizmin basit bir teknoloji ihracı gibi algılanmamalıdır.
Türkiye kapitalizmini betimlerken genel olarak uzun çalışma saatleri, esnek-güvencesiz çalışma, reel ücretlerin düşmesi vb. çerçevede sınırlı kalınırken diğer yandan tedarik zincirleri, yeni-eski enerji koridorları, bölgesel savaş başlıkları gibi başlıklar da konuyu jeopolitik bir çerçeveye sıkıştırıyor. Ancak dünyadaki kapitalist-emperyalist merkezler örneğin lojistik ağlarında gerçekleştirdiği 5G, yapay-zekâ, veri analizi sayesinde dağıtımı yeniden organize ediyor. Türkiye kapitalizminin tedarik üssü olma hedefi bu ağlar olmadan gerçekçi olmayacaktır. Türkiye kapitalizmini betimleyen “ucuz işgücü cenneti” tarzında tek boyutlu anlatımlar, üretim ve yeniden üretimin, emek gücünün yeniden organizasyonunu hatta bireyin ve yönetim biçimlerinin ve bir bütün olarak üretici güçlerin ileri toplumsallaşma niteliğini ve sınıf mücadelesini kavrayamayan, bu potansiyeli güdükleştiren bir noktada sıkışmaktadır.
Diğer yandan “rekabetin zorlayıcı yasaları”na karşı mutlak artı değer sınırlarında kalan Türkiye kapitalizmi eski konumunu da sürdüremez. Burjuvazi işçi sınıfını bir taraftan güvencesiz çalışma koşullarıyla, uzun çalışma saatleriyle karşı karşıya bırakırken diğer taraftan Marx’ın “çalışma gününün gözeneklerinin daha sıkı doldurulması”[2] dediği canlı emeğin üretim esnasındaki tüm mikroskobik boşluklarını doldurulması gerektiğini de bilmektedir. 5G altyapısı, bulut tabanlı ağlar, yapay-zekâ, veri analizi sadece daha hızlı bir veri akışı olarak kalmaz, emek sürecinin her anını mikro düzeyde ölçülebilir, izlenebilir ve denetlenebilir kılarak despotik emek rejiminin baskı mekanizmalarını da sıkılaştırmaktadır.
Son olarak yine Türkiye’de bu tarz dönüşümlere stratejik olarak yaklaşılmayıp “Avrupa fonlarından sıcak para akışı, mali kaynak” gibi argümanlarla dar çerçeveden yaklaşılıyor. Türkiye kapitalizminde dijital dönüşüm gerçekleştiren KOBİ’lerin ya da büyük firmaların uluslararası mali oligarşinin kredi anlaşmaları, ortaklık yapıları ve fon mekanizmaları çok ciddi dijital olgunluk denetimine tabi tutulduğu bir gerçektir. Türkiye’de “SIRI (Smart Industry Readiness Index), Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından tanınan tek dijital olgunluk değerlendirme metodolojisidir[3]. Bunu şu an gerçekleştiren tek kurum MEXT’tir. DDX ise TÜSSİDE (Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü) TÜBİTAK bünyesinde gerçekleşiyor. Bu ayrımlar keskin değil ancak devlet ve özel sektör, büyük sanayi ve küçük işletmeler arasındaki yazılı olmayan bir işbölümü diyebiliriz.
Dijital dönüşümün adımları
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi (CBDDO) 2018 yılında kurulurken Türkiye’de temel birkaç başlık belirlemişti;
Dijital dönüşüm programları hazırlamak (ki 2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi[4] yayımlanmıştı ve son olarak 13 Haziran’da Türkiye’de gerçekleştirilen “Yapay Zeka Zirvesi”nde 2026-2030 Yapay Zeka ve Eylem Planı[5] açıklandı. İkisi arasında kesintisiz bir stratejik ilişki olduğu açık)
Kamu-özel sektör-üniversite işbirliği
Teknolojik dönüşüm için ekosistemler oluşturmak
Bunun hemen ardından 2019 yılında ise MESS tarafından MEXT kuruluyor. Bu süreç holdinglerin ar-ge çalışmalarından ve raporlarından da anlaşılacağı üzere, bu dijital dönüşüm kapitalistlerin yol haritasıdır. MEXT ve CBDDO 2019-2025 arasında sürekli olarak işbirliği içinde bir dizi gelişmeyi tetiklemiştir.
CBDDO dijital dönüşüm stratejileri ve Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ni programladı. MEXT ise bu stratejiyi sanayiye yönelik Yapay Zekâ Araştırma ve Uygulamalı Danışmanlık Merkezi'ni kurarak, WEF (Dünya Ekonomik Formu) Siemens, Microsoft, Amazon, Bosch gibi 100'ün üzerinde ulusal ve uluslararası kurumla stratejik işbirlikleri kurarak Türkiye sanayisinin küresel dönüşüme entegrasyonunu gerçekleştirme adımları atıyor.
Türkiye’de imalat sektöründeki KOBİ’leri ve kamu kurumlarını yapay zekâ destekli dönüşüm AI EDIH Türkiye Konsorsiyumu (Avrupa Dijital İnovasyon Merkezi) CBDDO aracılığı ile MEXT merkezli kurulmuştur. CBDDO'nun belirlediği ulusal politikalar, MEXT ile Avrupa Birliği projelerine katılmasının yolunu açmıştır. (Konsorsiyumda İTÜ, İSO ve TÜBİTAK BİLGEM gibi kurumlar da yer almaktadır) Dijital Avrupa Programı (DIGITAL) kapsamında milyonlarca avroyla fonlanan bu konsorsiyum KOBİ’lerin büyük kısmının dijital dönüşüm sürecini üstlendi. İlk alınan kararlardan biri kapsamında KOSGEB dijital dönüşüm destek programları güncellendi. Bu programlardan faydalanmak isteyen firmaların, MEXT gibi yetkili kurumlardan Dijital Olgunluk Raporu alması zorunlu hale getirilmiştir.
CBDDO'nun temel stratejik hamlelerinden biri de dijital dönüşüm konusunda kamu-özel sektör-üniversiteler işbirliğini geliştirmekti. İTÜ işbirliğiyle Türkiye'nin ilk sanayi odaklı Yapay Zekâ Yüksek Lisans Programı'nı hayata geçirmiş ve sanayinin ihtiyaç duyduğu işgücünün oluşturulmasında pilot bir çalışmayı gerçekleştirmiştir.
CBDDO programında yine, Entegre Dijital Fabrika ve 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke altyapısı ile Türkiye sanayisinde ilk 5G uygulamasını hayata geçirmeyi hedeflemişti. MEXT hem “yerli” teknolojilerin geliştirilmesine ve test edilmesine olanak sağladı hem de 5G teknolojisini MESS şirketlerine entegre etmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
CBDDO'nun dijital Türkiye bilişimin temel halka olduğu tespitinden sonra MEXT........
