menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hiper Ölçekli Dijital Bulut Bölgeleri sınıf savaşının neresinde olacak?

3 0
29.07.2026

“Hiper Ölçekli Dijital Bulut Bölgesi” tartışmaları NATO toplantısından sonra tekrar gündeme geldi. Bir taraftan yeni teknoloji araçlarının üretim sürecine entegrasyonu ve 5G’nin yaygınlaştırılmasının, diğer taraftan da 2028-9 yıllarında kullanıma açılacağı öngörülen “Hiper Ölçekli Dijital Bulut Bölgesi” çalışmalarının iç içe olduğunu söylemek gerekir. Turkcell ve Google Cloud anlaşmasıyla Türkiye’de toplamda üç veya daha fazla hiper ölçekli veri bölgesi kurulacağı açıklanmıştı.[1] Aslında "bölge", birbirine birkaç kilometre mesafede bulunan en az üç farklı kampüs diyebileceğimiz alanlardan oluşuyor. Her bir kampüs, kendi içinde devasa (futbol sahaları büyüklüğünde) birkaç veri merkezini barındırır. Bu veri merkezlerinin devasa enerji harcadığı biliniyor ve ilkinin Ankara’da kurulacağı duyuruldu[2] (İlkinin Ankara’da kurulacağı duyurulsa da bu ölçekte veri merkezleri genelde şehir merkezlerinin dışında ve enerji bakımından zengin bölgelere yapılır). Dünyada Google Cloud’un[3] 43, Amazon AWS’nin[4] 39, Microsoft Azure’nin[5] ise 80 büyük çaplı bulut bölgeleri var. Bulut bölgeleri verilerin depolamasında ve depolanan verinin işlenmesindeki kapasiteyi devasa bir biçimde arttırmak demektir elbette ama sadece “veri deposu” olarak da görmemek gerekir.

2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı[6] açıklandığında Türkiye'deki kamu ve özel sektörün elinde bu devasa yapay zekâ modellerini eğitecek ve çalıştıracak büyüklükte bir GPU/TPU altyapısının, süper bilgisayar kümelemelerinin bulunmadığı biliniyordu. Eylem planındaki yapay zekâ hedefleri bulut bölgesinin altyapısıyla gerçekleştirilebilecek. Üstelik verilerin “ülke sınırları içinde kalma” zorunluluğuna rağmen emperyalist-kapitalist sistem Türkiye’nin kamu, finans ve sanayi verisini yasal engellere takılmadan işleme tekelini de elde etmiş olacak.

NATO Zirvesi'nde işaret edilmişti

NATO Liderler Zirvesi Sonuç Bildirisi[7] yayımlandığında bu konuyla ilgili iki önemli noktaya işaret edilmişti. İlki: “Bugün Ankara'da, 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasını duyuruyor, kolektif üretim kapasitemizi artırma ve inovasyonu hızlandırmak için sanayiyle birlikte çalışma taahhüdünde bulunuyoruz. Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırma çalışmalarımızı sürdürecek, savunma sanayisindeki derinliği ve işbirliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanacağız."

İkincisi: “Birbiriyle uyumlu çalışabilen transatlantik muharebe bulutu geliştiriyor ve güçlü yapay zekâ modellerini benimsiyoruz."

Hem sanayide hem emperyalist savaş aygıtlarının üretiminde hem de tedarik zincirleri ve enerji koridorları noktasında dijital dönüşüm gerçekleştirilirken kurulacak devasa bulut bölgesi kesişim noktası oluşturacaktır.

Türkiye kapitalizminin kapasitesi

Türkiye’de güncel olarak kullanılan veri merkezlerinin kapasitesi genel kabul olarak yaklaşık 250 MW civarında. Aynı zamanda bu toplam kapasite, aslında merkezi bir altyapıdan değil, birbirinden kopuk, ölçekleri sınırlı ve işlevsel olarak da farklı. Açıkçası Türkiye’deki veri merkezleri hiper bölgenin sunduğu işlem gücünün yalnızca küçük bir kısmını sağlayabilir diyebiliriz. Bu nedenle mevcut altyapı, yüksek yoğunluklu GPU kümeleri kuramayan, büyük yapay zekâ modellerini eğitemeyen, veri egemenliği açısından daha düşük bir yapı olarak işledi. Bu kapasitenin kurulacak bulut bölgesiyle 1 GW’a çıkacağı öngörülüyor. 1 GW ve üzeri kapasiteye çıkıldığında binlerce GPU’nun aynı anda çalışabildiği, büyük yapay zekâ modellerinin eğitilebildiği, yüksek yoğunluklu veri analizlerinin yapılacağı, dijital ikiz diye tarif ettikleri binlerce gerçek üretim hattının sanal........

© sendika.org