Kızıldere: 54 yıldır sönmeyen ateş
Bugün 30 Mart. Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı ufak bir köy olan Kızıldere’de, kerpiç duvarlı bir muhtar evi sahne oldu tarihin en acı ve en onurlu sayfalarından birine. Üzerinden tam 54 yıl geçti. Yarım yüzyılı aştı bu yol. Ama On’lar hâlâ burada; her kavşakta, her şarkıda, her isyan sesinde…
Bir dönem, bir muhtıra, bir direniş
1970’e doğru devrimci gençliğin ve işçi sınıfının yükselen mücadelesi, oligarşi içindeki çelişkileri derinleştirdi. Ordu, 12 Mart 1971 günü verdiği uyarı mektubuyla Demirel hükümetini düşürdü. Bu muhtıra, sadece bir hükümet darbesi değildi; solun, gençliğin, emekçinin üzerine inen bir demir yumruktu. Hapishaneler doldu, işkencehaneler çalışmaya başladı, idam sehpaları hazırlandı.
Mahir Çayan, 15 Mart 1946’da doğdu. Türkiye Halk Kurtuluş Parti-Cephesi’nin (THKP-C) kurucu önderi olarak 1970’li yılların başındaki silahlı sol hareketin en önemli isimlerinden biri oldu. Yalnızca 26 yaşındaydı yaşamını yitirdiğinde. Ama o 26 yıla sığdırdıkları, pek çok insanın ömrüne sığmayacak kadar derindir.
Yoldaşlara koşmak: Dayanışmanın bedeli
Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında idam cezası verilmesinin ardından ülke genelinde birçok kampanya düzenlenmiş ve bu kararın geri çekilmesi istenmişti. Buna rağmen hem darbeciler hem de Meclis’te bulunan parlamenterler geri adım atmamış ve üç devrimcinin idamı onaylanmıştı.
İdam kararı TBMM tarafından onaylandığında takvim 25 Mart 1972’yi gösteriyordu. İki yol vardı: Ya NATO’nun Ünye Radar Üssü görevlileri rehin alınarak Denizlerle mübadele edilmeleri istenecek, ya da Kızıldere’ye eli boş yalnızca saklanmak için gidilecekti.
THKP-C’li ve THKO’lu devrimciler........
