menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

36 altın madeni sahası ve siyanür, “Nuh’un gemisi”ni batırmak istiyor

15 0
09.03.2026

Küre Dağları; kuzeyde Karadeniz kıyıları, güneyde ise Gökırmak ve Devrez Vadisi ile çevrilidir. Batıda Bartın Çayı’ndan başlayıp doğuda Sinop yakınlarına kadar devam eder. Dünyanın yaratılışından beri yeşilin her tonuyla bir yorgan gibi Küre Dağları’nı örten, Avrupa’nın 100 önemli ormanlık alanından birinden söz ediyoruz.

Küre Dağları; sadece taşın, ağacın ve suyun buluştuğu bir yer değildir. Burası; zamanın durduğu, medeniyetlerin nefes alıp verdiği ve doğanın kendi kitabını yazdığı kutsal bir sığınak gibi kendi sırlarını saklıyor. Sarp yamaçları ve engebeli jeolojik yapısı, içindeki tüm canlıları koruyan bir kale gibi şekillenmiş. Her şey, bu sarp silsilenin Antik Çağ’da Olgassys adıyla anılmasıyla başlamış. Henüz haritalar bugünkü çizgilerine kavuşmamışken Homeros, İlyada Destanı’nda bu dağların çocuklarından bahsetmişti: “Yaban eşeklerinin türediği Enetlerin yurdundan gelen yürekli Paflagonlar…” Üç bin yıl önce Truva surlarında savaşan o yürekli insanlar, güçlerini bu sarp kayalıklardan ve arazide boy veren gür ormanlardan almışlardı. Bugün kanyonların derinliklerinde ve balta girmemiş ormanların altında, henüz gün ışığına çıkmamış antik şehirler ve Paflagonya krallarının gizli mezarları, keşfedilmeyi bekleyen sessiz birer bekçi gibi uyuyor. Keşfedilmemiş canlı türleri, tarihi eserler, yaban hayatı ve geleceğe iz bırakan yüzlerce kültürel miras; Olgassys’ten Küre Dağları adını alıncaya kadar süregelen bir evrim hikâyesidir. Küre Dağları, diyalektik bir sürecin en canlı örneklerini sunan, kendini yeniden üreten ve koruyan bir coğrafyadır.

Küre Dağları’nın en yaygın bilinen diğer adı İsfendiyar Dağları’dır. Bu isim, bölgede uzun süre hüküm sürmüş olan Candaroğulları (İsfendiyaroğulları) Beyliği’nden gelir. Tarihî metinlerde ve eski haritalarda Küre Dağları genellikle bu isimle anılır. Zaman geçip beylikler ve imparatorluklar bu dağlara hâkim olduğunda, bölge yeni bir isimle anılmaya başlandı. Arapça “maden eritilen fırın” anlamına gelen “Küre”, bu dağların kaderini mühürledi.

Candaroğulları’ndan Osmanlı’ya, dünya donanmalarının ve sarayların bakırı, bu dağların sinesinde yanan “kürelerde” (fırınlarda) dövüldü. Bakırın ateşi, dağların eski adı Olgassys’i bir kenara itip ona emeğin ve zanaatın adı olan “Küre” ismini verdi.

Nuh’un gemisi: Yaşayan bir doğa müzesi

Buzul çağları dünyayı dondururken Küre Dağları........

© sendika.org