Madencilerin direnişi: Sınıf mücadelesinin ileri mevzisi olarak toplumsal hak mücadeleleri
Bağımsız Maden-İş sendikasının öncülüğünde Doruk Madencilik işçileri, ücret ve tazminat haklarını alarak büyük bir mücadele örneği sergilediler. Madencilerin inat ve kararlılıkla yürüttüğü bu süreç ilk değildi. Daha öncesinde de farklı işyerlerinde ortaya çıkardıkları direniş kararlılığı, birçok kazanımı beraberinde getirmişti.
Türkiye, son yıllardır insanca yaşam ve ücret hakkı için direnen işçilerin mücadelelerine şahit olurken, her bir mücadele esasında yeni bir toplumsal hak mücadelesinin nasıl olması gerektiğine dair dersleri ve politik mücadele hattının acil gündem ve taleplerini içerisinde barındırıyor.
Türkiye kapitalizminin son dönem sermaye birikim eğilimlerinde madencilik faaliyetleri önemli bir yer tutuyor. Zira ülkenin dört bir yanını adeta birer yağma alanına çeviren maden şirketleri, sadece ekolojik bir yıkıma neden olmuyor aynı zamanda geçmişe nazaran daha sert ve acımasız bir mülksüzleştirme pratiğini de ortaya koyuyor.
2023-2026 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program’da bu yıkım sürecine dair önemli ifadeler yer aldığı bilinmekte. Maden arama ve işletme noktasında ruhsat arama süreçlerinin hızlandırılması, sermaye gruplarına teşvik ve finansman kolaylığı ve arama faaliyetlerinin arttırılması, bu sürecin ana hedeflerini oluşturuyor. İktidar ve sermaye gruplarının işbirliği ile yürütülen bu süreçler hem yeni bir yoksulluk dalgasını yaratıyor hem de buna ek olarak güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırma politikasına dayanan yeni bir kuralsız emek rejimini de beraberinde getiriyor.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre; 2025 yılında toplam 13 bin 378 maden ruhsatı bulunurken, 2024’te toplam faaliyet aşamasında bulunan maden ruhsatı sayısı 4418, 2023 yılında ise 4317 faaliyet ruhsatının yer aldığı görünmektedir. Yine aynı verilerde 2021 yılında 4033 adet faaliyet ruhsatının bulunduğunu düşündüğümüzde, özellikle son 6 yılda........
